Basketbol Süper Ligi’nde normal sezonun son düzlüğüne girilirken tablonun en tepesindeki manzara artık kimse için şaşırtıcı değil. Sahaya çıktığı 28 maçın 24’ünden galibiyetle ayrılan Fenerbahçe Beko, zirveye adeta demir atmış durumda. Arkalarından Beşiktaş Gain 23 galibiyetle amansız bir takip sürdürüyor olsa da, sarı lacivertlilerin son haftalardaki kayıpsız gidişatı o koltuğu ne kadar benimsediklerini gösteriyor. İlginçtir ki Anadolu Efes gibi bir devin 18 galibiyetle ancak beşinci sırada tutunabildiği, ligin alt sıralarında ise Onvo Büyükçekmece ve Karşıyaka gibi ekiplerin galibiyet hasretiyle can çekiştiği bu kaotik lig atmosferinde Fenerbahçe’nin yakaladığı istikrar muazzam. Ligde atılan 2476 sayı ve elde edilen +254 averaj, sadece bir istatistik olmanın ötesinde takımın hem savunmada hem de hücumda ne kadar iyi kurgulandığının en net kanıtı. Rotasyon, oyun aklı ve sahaya yansıyan o doymak bilmez enerji lig standartlarının epey üzerinde seyrediyor.
Yerel ligdeki bu dominant yürüyüş, EuroLeague mesaisinde de hiç hız kesmeden devam ediyor. Son şampiyon unvanıyla çıktıkları play-off çeyrek final serisinde Zalgiris Kaunas ile eşleşen temsilcimiz, rakibini Ataşehir’de kelimenin tam anlamıyla parkeden sildi. Serinin 89-78 biten o ilk maçındaki net mesajın ardından, ikinci karşılaşmada da ev sahibi avantajını sonuna kadar kullanan bir Fenerbahçe izledik. 86-74’lük skorla sahadan galip ayrılıp seriyi 2-0’a getirdiler ve Final Four biletini ceplerine koymaları için önlerinde sadece tek bir adım kaldı.
İkinci maçın parkeye yansıyan hikayesi aslında Fenerbahçe’nin mental olarak ne kadar hazır olduğunu gösteriyordu. Oyunun henüz başlarında kontrolü ellerine aldılar ve boyalı alandaki o ezici üstünlükleriyle Litvanya ekibinin direncini erkenden kırdılar. Karşılaşmanın bir bölümünde farkın 23 sayıya kadar çıkması, zaten sahadaki kalite ve vizyon farkının bağıra bağıra ilanıydı. Sahada tek bir yıldıza bel bağlayan değil, topu mükemmel paylaşan, disiplinden zerre taviz vermeyen bir makine düzeni vardı.
Hücumdaki bu kolektif resitalin başrolünde ise 17 sayıyla o hep bildiğimiz soğukkanlı liderliğini yapan Nicolo Melli yer aldı. Onu 16 sayıyla Nando De Colo ve 15 sayıyla Tarık Biberovic izlerken, Zalgiris savunmasının fişini çeken isimler oldular. Mikael Jantunen’in 13 sayılık kritik katkısı ve Wade Baldwin’in 11 sayı, 7 asistlik orkestra şefliği hücumdaki akıcılığı bambaşka bir seviyeye taşıdı. Zalgiris cephesinde ise Azuolas Tubelis ve Moses Wright’ın 16’şar sayılık çırpınışlarına Sylvain Francisco’nun 11 sayısı eklenmesine rağmen, bu bireysel çabalar rüzgarı arkasına almış bir şampiyonu durdurmak için elbette yeterli olmadı.
Şimdi eşleşme Litvanya’ya, o meşhur Zalgirio Arena’nın boğucu atmosferine taşınıyor. Zalgiris kendi evinde seriye tutunmak için son kurşunlarını atacaktır. Ancak ligde rakiplerine tepeden bakan, Avrupa’da ise şampiyon apoletinin hakkını vererek oynayan bu Fenerbahçe takımının deplasman baskısından panikleyeceğini düşünmek biraz saflık olur. Hem Türkiye’de hem de kıtada tıkır tıkır işleyen bu sistem, çok büyük bir sürpriz olmazsa o beklenen Final Four biletini Kaunas’tan söküp alacaktır.
More Stories
Basketbol Gündemi: Final Serisinde Kritik Gece ve Okyanus Ötesindeki Yeni Yıldız
Basketbol Süper Ligi’nde Haftanın Heyecanı ve Unutulmaz İstanbul Derbisi
Parkede Dev Finalin Üçüncü Perdesi: Beşiktaş Şampiyonluk İçin Sahaya Çıkıyor