19 Mayıs 2026

EuroLeague Arenasında Fenerbahçe Beko: Hedef Üst Üste İkinci Kupa

Puan tablosuna şöyle alıcı gözüyle bir baktığınızda, yerel ligdeki kıran kırana basketbol mücadelesinin resmi net bir şekilde ortaya çıkıyor. Zirvede Fenerbahçe Beko ve Beşiktaş Gain, 30 maçlık maratonda aldıkları 25’er galibiyetle kafa kafaya inanılmaz bir yarış sergiliyor. Onların hemen ensesinde ise 21 galibiyetle Bahçeşehir Koleji pusuda bekliyor. Anadolu Efes ve Türk Telekom 20’şer galibiyetle ilk beşi zorlarken, ligin dibine doğru indikçe Merkezefendi ve TOFAŞ’ın 18 mağlubiyetli sıkıntılı tablosu göze çarpıyor. Hele Karşıyaka ve Onvo Büyükçekmece Basketbol gibi ekiplerin durumu tamamen can pazarı; Büyükçekmece 26 mağlubiyetle adeta havlu atmış durumda. Fakat ligdeki bu nefes kesen basketbol sezonunun ötesinde, Fenerbahçe Beko için asıl sınav şimdi Avrupa arenasında başlıyor.

6 Mayıs 2026 Cuma günü Atina’da Olympiacos ile oynanacak Dörtlü Final yarı maçı öncesinde takımda tansiyon yüksek ama bir o kadar da kontrollü. Medya gününde mikrofonların karşısına geçen takımın yıldız oyun kurucusu Wade Baldwin, sezon boyunca geçirdikleri evrimi ve unvanlarını korumak için gereken o acımasız mentaliteyi anlattı.

Sezona aslında hiç de iç açıcı başlamamışlardı. Baldwin o günleri pek de sakınmadan, oldukça açık bir dille özetliyor: “Erken gelen birkaç mağlubiyetin ardından Valencia karşısına çıktık ve tabiri caizse bizi sahada resmen ezdiler. Ardından Real Madrid maçları geldi… Ama bir şekilde ayağa kalkıp o devasa galibiyet serisini yakalamayı başardık.” Ona göre bu geri dönüşün sırrı, herkesin parkedeki rolünü kabullenmesinde ve son şampiyon oldukları gerçeğini hatırlamasında yatıyor. Takım kimyasını bulduklarında ise ortaya neredeyse tarihi diyebileceğimiz o kusursuz performans çıktı.

Kendi oyunundan bahsederken kelimelerini özenle seçiyor tecrübeli oyuncu. Normal sezonda ve Zalgiris serisinde yakaladığı istikrarın altını çizerken, Atina’da bunun yetmeyeceğinin farkında. Böylesi devasa anlarda vites artırmak, sahaya %110’unuzu koymak zorundasınız; normal sezondaki o alışılmış %100’lük efor burada kimseyi kurtarmıyor. Baldwin, Zalgiris karşısındaki o dört zorlu maçta bunu sahaya yansıttığını ve Atina’daki iki karşılaşmada da aynı ivmeyi koruyacağını umuyor.

Olympiacos eşleşmesi elbette tamamen taktiksel bir satranç maçı. Baldwin bu yarı finali analiz, tecrübe ve saf rekabet hırsının bir harmanı olarak görüyor. Rakiplerine karşı parkede nasıl pozisyon alacakları, rakip hücumları nasıl savuşturacakları üzerine bol bol video izleyip provalarını sürdürüyorlar. Geçen sezonun şampiyonu olmaları hedeflerini zerre değiştirmedi; zihinlerdeki tek senaryo o kupayı üst üste ikinci kez kaldırmak.

Kritik anlarda devreye giren o soğukkanlılık hissini ise tatlı bir delilikle eşdeğer tutuyor. İster daha önceki şutlarınızda çuvallamış olun ister harika isabetler bulmuş, 15.000 kişinin çığlıkları arasında o sahaya adım attığınızda o sarsılmaz özgüvene sahip olmak zorundasınız. Fenerbahçe Beko, Zalgiris serisinin dördüncü maçında olduğu gibi, işin rengi değiştiğinde maçları nasıl koparıp alacağını fazlasıyla kanıtladı.

İşin arka planında ise başantrenör Sarunas Jasikevicius’un yarattığı o tavizsiz sistem yatıyor. Baldwin bu yapıyı biraz da tebessüm ederek adeta bir “ıslah evi”ne benzetiyor. Savunmadaki duruşunuzdan, hücumdaki agresifliğinize kadar her şeyin milimetrik olarak hesaplandığı, sürekli düzeltilip geliştirildiğiniz bir makine düzeni bu. Kimsenin bireysel lüksü yok.

Sohbetin sonlarına doğru konu Panathinaikos ile Valencia arasındaki o akıllara durgunluk veren playoff serisine geliyor. Baldwin, bir takımın deplasmanda ilk iki maçı kazanıp sonra serinin kontrolünü tamamen kaybetmesini tam bir şok olarak nitelendiriyor. Beşinci maça gelindiğinde Valencia’nın işi bitireceğinden zerre şüphesi yokmuş. İki ev sahibi maçını kaybettikten sonra momentumu geri kazanmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu, Valencia’nın bunu başardıktan sonra rüzgarı tamamen arkasına aldığını belirtiyor.