13 Mayıs 2026

Kadın Basketbolunda Değişim Rüzgarları: Fenerbahçe’de Kadro Revizyonu ve WNBA’de Küllerinden Doğan Ateş

Sarı-lacivertli camiada kadın basketbol şubesinde sular durulmuyor. Yeni sezon öncesi Fenerbahçe Opet cephesinden gelen haberler, takımda ciddi bir kabuk değişimine gidildiğinin en net göstergesi. Marieme Badiane, Nina Milic, Tina Charles ve Nyara Sabally gibi rotasyonun belkemiğini oluşturan dört önemli isimle yolların ayrıldığı resmen duyuruldu. Kulüp, alıştığımız o klasik teşekkür mesajıyla oyunculara veda edip kariyerlerinin geri kalanında başarılar diledi dilemesine ama bu dört büyük ayrılığın parkede nasıl bir boşluk yaratacağı şimdiden merak konusu. Belli ki teknik ekip ve yönetim, yepyeni bir kimlik inşa etme peşinde ve bu uğurda neşteri epey derine vurmuş durumdalar.

Biz buralarda yeniden yapılanma sancılarını konuşaduralım, okyanusun öte yakasında, WNBA’de kelimenin tam anlamıyla küllerinden doğan bir takımın yazdığı tarihi senaryoya şahitlik ediyoruz. Hatırlayanlar bilir; 2000 yılında lige adım atan ancak playoff yüzü bile göremeden 2002’de kepenk indiren Portland Fire, genişleme takımı olarak 2026 sezonuyla birlikte o yarım kalan hikayesini tamamlamak üzere parkelere geri döndü. Ve dönüşleri gerçekten de Hollywood filmlerini aratmayacak cinsten oldu.

Salı gecesi New York Liberty karşısında alınan o 98-96’lık galibiyet, sadece basit bir ‘ilk galibiyet’ değil, aynı zamanda lige verilen çok net bir ‘biz buradayız’ mesajıydı. Maçın son altı saniyesine 96-96’lık eşitlikle girilirken salonda adeta nefesler tutulmuştu. Son hücum şansı Portland’ın ellerindeydi. Gecenin yıldızı, rakip potaya tam beş üçlük gönderip 26 sayıyla takımını sırtlayan Bridget Carleton yayı gerisinden şutu yolladı ancak isabet bulamadı. Top çemberden sekip herkes maçın uzatmaya gideceğini düşünürken, kenardan gelip 22 dakika sahada kalan Sarah Ashlee Barker o kargaşada adeta yoktan var oldu. Hücum ribaundunu söküp alması ve sürenin bitimine saliseler kala topu çemberden geçirmesiyle salon bir anda bayram yerine döndü. Barker maç boyunca toplamda sadece 5 sayı üretebilmişti belki ama o son saniye dokunuşu, şimdiden kulüp tarihine altın harflerle kazındı.

Kenar katkısı demişken, Carla Leite‘nin 21 ve Kamiah Smalls‘un 13 sayılık ekstra performanslarını da es geçmemek lazım; zira galibiyetin gizli mimarları onlardı. Karşı tarafta ise New York Liberty aslında hiç de fena bir gece geçirmiyordu. Takım halinde sahadan yüzde 53 gibi oldukça yüksek bir yüzdeyle ayrıldılar ve ilk beşin tamamı çift hanelere ulaşmayı başardı. Pauline Astier 24 sayıyla takımını hücumda sürüklerken, Breanna Stewart‘ın 16 sayı, 10 ribaund ve 4 asistlik o alıştığımız standart double-double performansı bile New York’u son saniyede ipten almaya yetmedi. Bir yanda dağılan kadrolar, diğer yanda yeniden yazılan tarihler… Kadın basketbolu, her iki kıtada da izleyicilere heyecan dolu bir dönem vadediyor.