İlk Bakışta Nicolo Melli Transferi

Günlerdir hatta aylardır beklenen transfer gerçekleşti. Nicolo Melli artık Fenerbahçe Doğuş’ta. Gerek karakteri gerek yapabilirlikleriyle Melli’yi ve Fenerbahçe’ye katabileceklerini yakından irdeleyeceğim ancak önce onun şuan bulunduğu önemli oyuncuya dönüşüm sürecine yakından bakalım.

Kariyeri boyunca değeri bilinmemiş bir oyuncu olan Melli’nin son 2 sezondur Brose forması altında Avrupa’nın sayılı oyuncuları arasına girme hikayesine tanık olduk. Milano ve İtalya milli takımı formaları altında tepe üçlükçüsünden ileri gidemeyen ve genel olarak şut atan bir 5 numara olarak görülen Melli’nin bu günlere gelmesi pek kolay olmadı. Genellikle Avrupa’da yüksek seviyelerde tutunamayan oyuncuların, bir daha bu seviyelerde oynayamayacağına inanılır. Oyuncuyu bir anda silen bu anlayışa inat, bazı yüksek karakterli ve potansiyelli oyuncuların 24-25 yaşlarından sonraki gelişimine şahit oluruz. Melli de bu oyunculardan bir tanesi. Trinchieri, Melli’nin görülenden daha önemli bir oyuncu olabileceğine inanmış ve onu Brose Bamberg’e transfer etmişti (Brose’nin maddi kaynakları daha elverişli olsaydı ya da Brose’nin ismi birçok kaliteli oyuncuyu cezp etmeye yetseydi; İtalyan koç ta Melli’yi alma ve geliştirme riskine girmezdi). Sonuçta, Brose de mütevazı bir kulüp ve yıldız oyuncuları almak yerine, yıldız oyuncu yaratmak yoluna gitmek zorundalar. Türkiye’de Uşak Sportif’in üstlendiği rolün bir benzeri diyebiliriz. Bildiğiniz üzere; Uşak Sportif, ilk Avrupa tecrübesini yaşayan oyuncular için, daha yüksek seviyelerde bulunabilmek adına bir basamak haline geldi. Brose Bamberg de bu profilin Euroleague şubesi. Hem vatandaşı olmasından hem de aradığı oyuncu tiplerinden yalnızca Melli’nin fiyatının kendilerine uygun olmasından ötürü Trinchieri, Melli’yi takıma monte etmeye karar verdi. İki sezondur oynatmaya çalıştığı oyun ve kurduğu düzen de Melli’nin bugün geldiği oyuncu profilinde oldukça önemlidir. Tam bir düzen takımı Brose ve her oyuncunun rolü net olarak belli. Ayrıca, takımın önemli oyuncularından birisi olduğunu hissetmek, bazı oyuncular adına psikolojik olarak fazlasıyla kıymetlidir. Dikkat edildiğinde, Melli’nin yüksek verimle oynadığı maçların hepsinde yüksek süreler bulduğunu ve hücumda da fazla sorumluluk aldığını görebilirsiniz. Oyuncu, kendisine olan güveni, sevgiyi ve desteği gördükçe de; oyununda olmayan özellikleri de kendisine kazandırmaya çalıştı. Örneğin; fiziksel olarak fazla inceydi ve şutu dışında hücumda başka bir silahı yoktu. Savunmada ise, gençliğinin ve atletik yapısının yardımıyla blok kovalayan bir oyuncunun ötesine gidememişti. Bir şeylerin değişmesini istiyorsanız; önce değişime kendinizden başlamak zorundasınız. Öncelikle Melli, daha kuvvetli bir hale geldi. Vücut çalıştı ve kalınlaştı. Artık boyalı alanda herkesle boğuşabilecek yapıya sahipti ve bu durum onun ribaunt içgüdülerinin de daha rahat hayata geçmesini sağladı. Bunun yanında, savunmada nerede durması gerektiğini çok iyi öğrendi ve pozisyonel bilgisini geliştirdi. Hücumda da silahlarının sayısını arttırdı. Oyun kurucu seviyesinde oyun bilgisine sahip ve pas kanallarını oldukça iyi görebiliyor. Ek olarak, hemen her yerden şut atabiliyor ve isabet oranını yukarılara çekti. Topu yere vurmaya başladı ve çembere atak edebilmeye gayret etti. İyi oynadıkça da kendisinden beklenmeyen işleri dahi yapmaya başladı. Bu yaz sonunda Avrupa Şampiyonası’nda İtalya formasıyla tekrardan kendisini izleyeceğiz ancak bu sefer her şey hem Melli için hem de İtalya takımı için tamamen farklı olacak. Zira Melli artık bir yıldız ve İtalya’nın turnuvadaki olası başarısına doğrudan katkı sağlayabilir. Alacağı rol ve takımdaki sürelerinin artacağından bahsetmiyorum bile. Şimdi Melli’nin Fenerbahçe Doğuş’a katabileceklerine ve taraftarların beklentilerine bakalım.

Bilinçaltı muazzam bir şeydir. İnsanın küçüklüğünden itibaren gerekli gereksiz, en dikkate alınmayacak küçük detayları dahi kaydeder. Bu detayların içerisinde birçok acı ve tatlı tecrübe de bulunmaktadır. Örneğin; insan bazen bir şeyden korkar ve neden korktuğunu anlamaz. Genellikle bu durum, bilinçaltının bu korkulan hadiseyi önceden yaşandığını bilip kaydetmesiyle açıklanır. Nostalji duygusunun da kaynağı bilinçaltıdır. Genellikle, mutlu anılarımızı ya da geçmişteki sevinçlerimizi olduğundan daha güzel hatırlarız. İşte Fenerbahçe taraftarlarının Nicolo Melli’yi bu kadar çok istemesinin en büyük nedeni bilinçaltıdır. Nemanja Bjelica’nın gidişi, Fenerbahçe taraftarlarının hala kanayan yarasıdır ve ister istemez, onunla aynı bölgede forma giyen her oyuncu kendisiyle kıyaslanmaktadır. Nemanja’nın yapabilirlikleri ve karakteristik özellikleri de herhangi bir oyuncuyla benzerlik gösterdiğinde; taraftarların o oyuncuya olan sempatisi de artmaktadır. Melli, hemen hemen Bjelica ile aynı oyuncu. Dışarıdan şutu olan, topu yere vurabilen, hem kendisine hem arkadaşlarına pozisyon üretebilen, oyun bilgisi yukarıda, ribaunt katkısı yüksek bir oyuncu Melli ve aynı özelliklerin Bjelica’da da olduğunu biliyorsunuz. Aynı zamanda her iki oyuncu da parkede aynı cool tavırları sergiliyorlar. Fenerbahçe taraftarlarının heyecanlanmasının da en büyük sebebi budur. Bu yadsınamaz benzerlik, herkesi heyecanlandırmaktadır. İşte bu bilinçaltıdır ve yine insanlar farkına varmadan, onlara mutlu anılarını yeniden yaşatmıştır. Buna ek olarak, Nicolo Melli Fenerbahçe’ye daha yüksek bir profilde geliyor (Her takım tarafından istenen bir yıldız olarak). Nemanja ise 25 yaşında Fenerbahçe’ye dahil olduğunda; Obradovic’in Fenerbahçe’nin başındaki ilk sezonuydu ve basketbol şubesine büyük bir plansızlık hakimdi. Yaz aylarının sonuna gelinmişti ve henüz Obra’nın istediği karakterde bir takım kurulamamıştı. Tüm iyi oyuncular kontrat bulmuştu ve geriye transfer edilecek fazla oyuncu seçeneği kalmamıştı. Nemanja Bjelica da her daim büyük bir potansiyel olarak görülmüş ancak asla beklenen seviyeye ulaşamamış bir oyuncuydu. 25 yaşındaydı ve Avrupa’nın güçlü takımları, ondan umudu kesmişti. Sessiz sakin yapısı da ona, kariyeri adına fazla çabalamayan, yırtıcılıktan yoksun bir oyuncu imajı getirmişti. Açıkçası, Obradovic de Nemanja’ya çok inandığı ve güvendiği için onu transfer etmedi. Fazla seçeneği yoktu ve şut atabilen bir 4 numaraya ihtiyacı vardı. Aynı zamanda Nemanja’nın da Sırp oluşu, kendisiyle iletişimini kolaylaştıracaktı. Obra’nın sihirli değneğinin değdiği her oyuncu gibi Bjelica da Fenerbahçe forması altında tüm potansiyelini sergilediği iki sezonu geride bıraktı ve Euroleague MVP’si olarak NBA’nın yolunu tuttu. Nicolo Melli ise bambaşka bir seviyede takıma katılıyor. Euroleague’nin en formda uzun forveti ve aynı zamanda en çok istenen oyuncularından bir tanesi. NBA’dan da kendisine teklifler olduğu biliniyor. Kendisini kanıtladı, oyununun kalitesini herkese gösterdi ve halihazırda Avrupa’nın en iyi iki pota altı oyuncusuna sahip Fenerbahçe’ye transfer oldu. Gerek takımın şu anki seviyesi gerek oyuncunun gelirkenki seviyesi göz önüne alındığında bu transfer; Bjelica’dan daha büyük bir etki yaratma olasılığına sahip. Fazla iddialı bir cümle ancak görünen tablo bu yönde.

Şimdi Melli’nin Fenerbahçe Doğuş’a katabileceklerine bakalım. Öncelikle, bu transfer uzun zamandır bekleniyordu. Hatta böyle bir transfer girişimi olmadan önce dahi Fenerbahçe-Melli yakıştırmaları başlamıştı. Zira Melli şuanda Avrupa’daki en değerli 4 numara. Çoğu insan Printezis diyebilir ki haklılık payları çok yüksektir ancak bu vaziyetin oluşmasında birçok etmen var. Printezis’in de olası bir Fenerbahçe’ye transferi söz konusuydu ancak oyuncu takımıyla yeni sözleşme imzaladı. Uzun yıllardır Euroleague’nin en iyi uzun forveti olarak anılan ve bu ünvanı sonuna kadar hak eden Printezis’in neden Fenerbahçe’nin aradığı oyuncu tiplemesine tam olarak uymadığını anlatayım. Yunan oyuncu ilerleyen yaşı gereği fazlaca sakatlık problemleriyle boğuşmaya başladı ve değişen Euroleague formatıyla birlikte gelen yoğun maç trafiğini kaldıramıyor. Süresi arttığında verimi düşebiliyor. Serbest atış ve üç sayılık atış yüzdeleri de bir hayli düşük. Boyalı alanda etkinliği artan bir oyuncu ancak Fenerbahçe’nin buna ihtiyacı var mı? Zaten Udoh-Vesely ikilisiyle birlikte boyalı alanı domine eden bir görünüme sahip Fenerbahçe ve yaşadığı en büyük sıkıntı spacing yani alan paylaşımı. Hücumda alan açmak adına da dış şut bulabilecek bir uzunun takımda bulunması fazlasıyla kıymetli. Herkesin bildiği üzere Printezis, sağ omzu ve sol omzu üzerinden dönerek attığı kendine has atışlarıyla meşhur bir isim ancak bu durum oyunun yine boyalı alana sıkışmasını getirirdi. Yani aranan o dış şutlar yine gelmeyebilirdi. Printezis üç sayı çizgisinin gerisinden de çokça atış bulabilen bir oyuncu ancak yüzdesi çok düşük. Boyalı alanda da faul alma becerisi tecrübesi gereği oldukça yukarılarda ancak serbest atış yüzdesi de çok düşük. Sakatlık sorunlarından ve ilerleyen yaşından bahsetmiştim. Fenerbahçe, bunun sıkıntısını Pero Antic’te bolca yaşadı. Beklenen dış atışlarla birlikte oyunu açma düşüncesi, Antic’in sakatlıkları ve ilerleyen yaşı sebebiyle parkede kalamamasından ötürü gerçekleşemedi. Antic ve Printezis’in durumu aynı değil elbette ancak Printezis’in gittiği yolun sonu da buraya çıkıyor. Geçmişte yaptıklarını ve kalitesini tartışmaya kimsenin hakkı yok ancak ne kadar önemli oyuncu olursa olsun, onun da verimi ve maç devamlılığı zaman geçtikçe azalmaya başlayacaktır. Bu nedenle, gerek formu gerek yapabilirlikleri gereği Melli, Avrupa’da bulabilecekleriniz arasında en iyisi. Peki Melli takıma neler katabilir? Bence yeni sezonda ilk beşe monte edilecektir. Hem boyalı alanda hem de üçlük çizgisinin gerisinde aynı etkinliğini koruyabildiğinden, onun bu çok yönlülüğü takımın hücumunu çeşitlendirecektir. Oyunu çok iyi bilmesi ve bir oyun kurucu gibi düşünebilmesi ise, takımın 4 numaradan da pozisyon yaratabilmesinin önünü açacaktır. Aynı zamanda, topu yere vurabilmesi, transition hücumlarında topla çıkabilmesi ve fast break hücumlarında hızlı olması da Melli’nin her türlü oyun düzenine uyumlu olabileceğini gösteriyor. Son iki sezonda %44 üç sayılık atış, %50 iki sayılık atış ve %80 serbest atış isabetleriyle oynadığını da hatırlatayım ama en önemlisi; bu sezon Euroleague’de ortalama 16.5 verimlilik puanı tutturması. Ek olarak, son iki sezonda yalnızca bir maç kaçırdığını söyleyeyim. Yani tam anlamıyla bir istikrar abidesi. Her maç, parkede yararlı olmanın bir yolunu bulabilen bir oyuncu. Bu konudaki tek sıkıntısı; az sürelerde çok katkı verememesi. Yani beklediği uzun süreleri parkede bulamaması durumunda maksimum verimine ulaşamayan bir oyuncu. 29 dakika süre ortalamasıyla oynuyor ve bu rahatlık alanını kendisine yaratmak gerekiyor. Obra kendisine hak ettiği süreleri tanıyacaktır ancak İtalyan oyuncunun da faul probleminden kaçınması gerekiyor. Sıkça bu problemi yaşayabilen bir oyuncu ancak yıllardır bununla yaşamayı öğrenmiş bir takım Fenerbahçe. Zira 3 senedir takımda Vesely bulunuyor. Ribaunt konusunda ise tam bir uzman. Euroleague’de maç başına 7.5 ribaunt alıyor ve bu istatistiklerde Udoh’un ardından ikinci sırada. Udoh-Melli ikilisinin aynı anda parkede olduğunu düşünün. Belki ikiz kuleleri bozmuş olacak Obra ancak takım olağandışı bir ribaunt katkısı bulacak. Vesely gibi bir jokerin de (hem 4 hem 5 numarada oynayabildiğini biliyorsunuz) kenardan büyük bir enerjiyle gelecek olması da Fenerbahçe adına önemli bir koz olacaktır. Melli’nin başka bir katkısı da parkedeki soğukkanlı tavrı ve kritik anlarda sorumluluk alabilecek karakteri olacaktır. Fenerbahçe’nin parkedeki genel görüntüsü; sakin ve kontrollüdür. Melli, bu takıma ayak uydurmakla kalmayacak, aynı zamanda 4 numarada takımın sahip olmadığı bu özelliği kazandıracak. Obra’nın taktiksel değişimlerine de kolaylıkla adapte olabilecek bir oyuncu Melli. Obradovic’in beş kısaya döndüğü maç içi dizilişleri sıkça gördük ve Melli bu noktada 5 numarada kullanılabilir. Obradovic’in oyuncuları seçerken yalnızca oyun kalitesine ve yeteneklerine dikkat etmediği, herkes tarafından bilinen bir realite. Aynı zamanda oyuncunun kişiliğine çok önem verir. Melli, Fenerbahçe Doğuş ile herhangi bir resmi anlaşması olmamasına rağmen; vermiş olduğu sözden ötürü NBA’dan, Real Madrid’den ve Barcelona’dan gelen teklifleri reddederek Fenerbahçe Doğuş’a imza atmıştır. Bu durum da bize, oyuncunun kişiliğiyle ilgili çokça öğrenim kazandırıyor. Sonuç olarak; Melli’nin yapabilirlikleri ve Fenerbahçe Doğuş’un ihtiyaçları, birbirine tam anlamıyla uyuyor. Oyuncu havuzunun daraldığı ve yetenekli isimleri bulma şansınızın azaldığı şu günlerde de; Melli gibi bir oyuncuya sahip olmak da oldukça değerlidir diye düşünüyorum.

Bora Burç Bilban

Bora Burç Bilban

Eski basketbolcu, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, Gazeteci ve müstakbel bir koç... boraburcbilban@gmail.com
Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Marko Guduric Fenerbahçe Doğuş
Bogdanovic’in Alternatifi Bulundu !

FENERBAHÇE DOĞUŞ'TA BOGDAN BOGDANOVIC'İN YERİ DOLUYOR Fenerbahçe Doğuş'ta geçtiğimiz sezon başarılı bir performans gösteren genç yıldız Bogdan Bogdanovic'in NBA takımlarından...

Kapat