Anadolu Efes’in Transfer Politikası

Anadolu Efes, geçtiğimiz sezondan gerekli dersleri çıkarmışa benziyor. Zira transfer politikasında doğru bir yolda mavi beyazlılar. Efes’in yaptığı ve muhtemel yapacağı transferleri kısaca değerlendirelim.

Öncelikle, Efes’in bu sezon yaptığı en büyük transfer Heurtel’i takımdan göndermek oldu. Transfer başarısı demek; illa önemli, yıldız oyuncuları kadroya katmak demek değildir. Aynı zamanda takıma zarar veren ve daha fazla katkı veremeyeceği düşünülen oyuncularla yolları ayırmak ta bir transfer hamlesidir ve belki de takım adına yapılacak ilk ve en önemli gelişmelerdir. Fransız oyuncu, Efes’te bulunduğu dönemde gerek savunma zaafları gerek takıma seviye atlatamaması nedenleriyle çokça eleştirildi. Yapabilirlikleri ve maksimum kapasitesi oldukça yüksek bir oyuncu ancak bir winner değil. Winner olmak için yalnızca oyun kalitesi yetmez, aynı zamanda oyun karakteri de kıymetlidir. Heurtel, takımınıza maç kazandırabilir ancak şampiyonluk kazandıramaz. Bu söylem dahi Heurtel’in iki sezonluk Efes serüvenini anlatıyor. Bunun yanında; eline gelen her topu atmaktan başka bir şey düşünmeyen Deshaun Thomas ve disiplinsiz, umursamaz tavırlarıyla takımının önemli maçlarda son anlarda skorda tutunamamasının önünü açan Honeycutt ile de yollar ayrıldı. Thomas’ın neden transfer edildiğini ve bir anda neden bu takımda farklı bir rol almaya çalıştığını anlamadım. İyi bir şutör ve oyunu okuyabilirliği yüksek bir isim ancak Efes’te kendi skorunun çok önemli olduğunu düşündü herhalde. Tyler Honeycutt ise müthiş bir atlet ve sezon öncesi takıma çok katkı vereceği öngörülmüş bir oyuncuydu. Kafasını oyuna verebildiği zaman, Euroleague’nin en iyi savunmacısı seçilmiş Adam Hanga’nın savunma seviyesine çıkabiliyor. Gerek blokları gerek top çalmalarıyla savunmaya dinamizm kattı ve hücumda da spekteküler hareketleriyle salonu coşturdu. Ancak o da takımda rolünü büyütmeye çalıştı. Çok iyi bir görev oyuncusu olduğunu algılayabilseydi; bu alanda en iyilerden birisi olabilirdi ancak konsantrasyon sıkıntıları ve oyuncunun değerini kendi gözünde büyütmesi, Honeycutt’un takımına katkıdan çok zarar vermesini yanında getirdi. Heurtel dışında takımın bir diğer oyun kurucusu Granger’in de önümüzdeki günlerde takımdan ayrılması gündemde. Granger, yukarıda saydığım isimlerin hepsinden daha istikrarlı bir performansa sahip olsa da; özgüveni düşmüş ve kazanma alışkanlığına sahip olmayan bu takımın oyun kurucusu olarak faturanın kesildiği isimlerden birisi. Sezon ortasında takıma katılan ve bu yazıyı yazarken dahi unutulabilecek Brandon Paul da takımdan ayrıldı. Kolej’de ve Avrupa’da bulunduğu kulüplerde oynarken müthiş bir savunmacı ve yüzdeli bir ceza şutörü olarak göze çarpan Amerikalı oyuncunun; Türkiye’ye geldikten sonra savunmayla pek işinin kalmaması ve el üzeri, zorlama birçok şuta kalkması açıklanabilir hadiseler değil. Türkiye serüveninde kendisini kanıtlamak istemiş olabilir ancak bir oyuncu, her daim parkede yapabileceklerinin farkında olmalıdır ve fazlasını yapmaya çalışmamalıdır. İyi yaptığı şeyleri her gün parkeye getirmeye uğraşmalı ve öncelikle iyi bir görev adamı olmaya gayret etmelidir. Belli bir düzenin olmadığı Anadolu Efes’te de bu tarz düzenle ilgili vaziyetlerin hayata geçmesini bekleyemezsiniz. Sonuç olarak, kazanma alışkanlığı olmayan, takımı yıllardır beklenen Final-Four hedefine taşıyamayacak olan oyuncularla yollar ayrıldı ve bu hamleler, Anadolu Efes’in en önemli transfer hamleleri olarak kayıtlara geçti.

Şimdi takıma yapılan eklemelere göz atalım. 4 numaraya Brock Motum eklemesi yapıldı ki oyuncu gerçekten önemli bir sezon geçirmişti. Euroleague’de %46 gibi çok yüksek bir yüzdeyle üçlük atan Avustralyalı uzunun, aldığı süreye göre verdiği katkılar da oldukça büyük. 23 dakika ortalamayla parkede kalan Motum’un çift haneli skor ortalaması, bu tezi kanıtlar nitelikte. Ek olarak, boyalı alanda da etkili bir oyuncu Motum ve post up hücumlarını yüksek yüzdeyle bitiriyor. Atletizm konusunda hiçbir sıkıntısı yok ve Brown’un oyunda olmadığı dakikalarda onun bu yönünü aratmayacak bir isim. Switch savunmada ve adam adama savunmada adeta parlayan Motum’un en büyük savunma zaafı, sertlik yaratamaması. Çok atlet, ayakları da çabuk ve hem kısa hem uzun oyuncuyu rahatlıkla savunabiliyor ancak rakip oyuncuya geçildiği anda savunmayı bırakıyor ve pek bir sertlik yaratmıyor. Vücut vücuda temaslı savunmada da bu yumuşak oyunu, rakibin işine geliyor. Takım savunmasında, en zayıf halkanız kadar güçlüsünüzdür. Heurtel’in sebep olduğu savunma hatalarını Motum’da görmeyeceğiz elbette ancak bir uzun oyuncunun da savunma zaaflarını kapatmanın, bir kısa oyuncununkini kapatmaktan daha zor olacağını belirteyim. Son olarak, Motum’un hücumda düzen içerisinde etkili olabileceğini söyleyeyim. Yani Anadolu Efes gibi kaos basketbolu oynayan bir takımda barınması zor ancak bu söylediğim oyun düzeni geçtiğimiz sezonda kalacak gibi. Zira yollanan ve alınan oyuncu tercihleri bunu gösteriyor. Zalgiris’te Jasikevicius’un önderliğinde oluşturulan düzen ve sistem, Motum’un rolünde yıldızlaşmasının önünü açan etmenlerden. Anadolu Efes’i, Zalgiris’in kurmuş olduğu kalıplara oturtamazsınız elbette (arada büyük bir kalite farkı var ve başarı kriterleri farklı) ancak Perasovic’in elindeki oyuncudan maksimumunu almayı hedeflemesi bile bir başlangıç noktası olacaktır.

Bir diğer yeni transfer ise Ricky Ledo. Yeşilgiresun Belediyespor’dan da tanıdığımız oyuncu, sezonu Baskonia forması altında tamamlamıştı. Hücumda çok yönlü bir isim. Riske edilemeyecek bir şutu var ve çembere de atak edebiliyor. Çok büyük bir skor hacmi var ancak asist ve takımı oynatma konularında oldukça eksik. Anadolu Efes’te 2-3 rotasyonunda kullanılacaktır ancak oyun kurucu dahi oynayabilen bir oyuncu olduğunu hatırlatayım. Oyun görüşü biraz daha iyi olsa, onu buralarda görme şansımız bile olmayabilirdi ancak oyuncu yapabilirlikleri açısından gerçekten değerli bir yetenek. Oyun bilgisini koç Perasovic’in yaratacağı olası düzen içerisinde geliştirmesi de muhtemel. ‘Yüksek seviyelerde barınabilir mi?’ gibi sorulara ise verilecek cevap, Baskonia formasıyla oynadığı maçlardır. Üst seviyelerde dahi skor hacminde azalma olmayacağını ve her daim kendi skorunu üretmenin bir yolunu bulabileceğini herkese gösterdi. Ek olarak, sokaktan gelen bir oyuncu olması da onun bu genleri hala taşımasını ve inatçı, savaşçı bir karaktere bürünmesini sağlıyor. Yaptığı savunmadan da bu özellikleri net bir şekilde sezilebiliyor. Zaten ribaunt ortalamalarına bakıldığında; ne kadar istekli ve hırslı olduğunu görebilirsiniz. Sonuçta, ribaunt almak, istemekle ve azimle olur. Euroleague’nin daralan yetenek havuzunda kendisini gösterebilecek ve yıldızlaşabilecek bir potansiyeli var. Bu transferi, riski düşük ancak kazancı büyük bir transfer hamlesi olarak değerlendirebiliriz.

Krunoslav Simon ise yıllardır Euroleague oynayan ve Hırvatistan Milli Takımı’nın da önemli oyuncularından olan bir isim. Tam bir keskin nişancı. Simon’a şut yaratmanıza gerek bile yok. El üstü, mesafe tanımaksızın her şutu kullanabilir. Gerçekten çok doğal bir şutör ve aynı zamanda tam bir ritim oyuncusu. Yani, ilk üçlük isabetinden sonra; ‘6, 9, 12’ şeklinde skor üretme şansı oldukça yüksek. Tüm bunların yanında oyun bilgisi de çok yukarılarda. 3 numaradan oyun kurabilen ve yüksek asist ortalamaları yakalayabilen bir oyuncu Simon. 2 numarada da kullanabileceğiniz özelliklere sahip ancak Anadolu Efes Simon’u genel itibariyle 3 numarada tercih edecektir. Her oyuncuda olduğu gibi Simon’un oyununda da bazı eksiklikler var. Örneğin; atletizm seviyesi çok düşük. Aynı zamanda ayakları da bir hayli yavaş ama bu dezavantajların Simon’un yaşlanmasıyla bir alakası yok. Oyuncu, gençliğinden beri atletizmden yoksun ve yavaştı. Şutunuz bu kadar keskin olunca da; bu tarz dezavantajların üstesinden gelebiliyorsunuz. Milano’nun Euroleague’yi sonuncu bitirmiş olması ve Simon’un da o takımdan geliyor olması kimseyi farklı düşünceler içerisine sokmasın. Takımının en değerli iki oyuncusundan biriydi ancak onun iyi performansı Milano’ya yetmedi. Sonuçta; Simon da bir yıldız değil ve tek başına takımını dipten alıp zirveye çıkaramaz. Ancak rolü gereği önemli katkıları her daim verebilecek bir oyuncu. Savunma alanında çokça sıkıntı yaşayabiliyor. Neredeyse tüm kısalar, Simon’dan daha hızlı. Uzun oyuncularla da fiziksel olarak küçük kaldığından eşleşemiyor. Sert bir maç oyuncusu olmadığını da ekleyeyim. Cedi Osman’ın yerine yapılmış bir transfer olduğunu tahmin etmek çok zor değil. İki oyuncuya da onları kıyaslayarak haksızlık etmemek gerekir. Yalnızca, Anadolu Efes, oyun tarzında büyük değişimlere gidecek ve koç Perasovic, yeni sistemde Simon’un değerli olabileceğine inanıyor.

Birkan Batuk da Anadolu Efes’in şimdilik anlatacağım son transferi. Eski takımına geri döndü Birkan ve ayrıldığı günden bu yana oyunu çok değişti. Öncelikle, daha güvenilir bir ceza şutörü haline geldi. Dip üçlüklerini geliştirdi ve savunma sertliğini yukarı çıkardı. Skorer kimliğini bir kenara bıraktı ve savunma misyonunu önceliği haline getirdi. Mücadele gücü bakımından Efes’i birkaç çıta yukarı taşıyacaktır. Hem 2 hem 3 numarada oynayabiliyor Birkan. Ön alanda baskıyı oluşturabilir ve kısalara yaptığı bu baskı sonucu rakibin oyun kurmasının önüne geçebilir. Doğuş-Birkan ikilisiyle savunma adına kısa süreler için oluşturulacak bir beşin de ne kadar etkin olabileceğini izleme fırsatı bulacağız. Bence Türkiye’nin en değerli iki kısa savunucusuna sahip oldu Efes ve bu avantajı iyi değerlendirmeleri şart.

Oyun kurucu transferinde ise henüz bir netlik yok ancak aranan oyuncu tipi belli. Aaron Jackson ve Theodore ısrarla istenmişti ancak bu iki isimle de anlaşılamadı. Jackson ve Theodore’nin de aynı oyuncu tipini yansıttığını belirteyim. ‘Bu oyuncular birbirlerinden çok farklı, gerek rol gerek istatistiksel bakımlarından’ diyebilirsiniz ancak oyunlarını delicilik ve hız üzerine oturtmuş iki oyuncu olduğunu unutmamak gerekir. Bir tanesi skorer olarak evrildi ancak diğeri takımında görev adamı olmayı seçti. Şutuna güvenilmeyecek ancak deliciliği olan ve içeri penetreleriyle rakip savunmanın düzenini bozan isimler ikisi de. Jackson, kendi skorunu daha az düşünen bir oyuncu ve deliciğiyle içeri penetre ettiğinde savunmanın düzenini bozduğunu anlıyor ve en net pas opsiyonlarını seçebiliyor. Theodore ise kendi skorunu daha çok düşünen ve çembere atak ettiğinde genellikle pozisyonu bitirme yolunu seçen bir oyuncu. Yine de asist ortalamaları gayet yüksek ve takımı oynatma noktasında çok eksik bir isim değil. Efes, geçtiğimiz sezon yaptığı büyük hatanın farkına vardı. Dışarıda çok atıcısı vardı takımın ancak oyun kurucular da kendileri sıkça şut kullanıyordu. Şimdi ise kendi şutuna gitmeyecek oyun kurucular tercih edilmeye çalışılıyor. Savunmanın dengesini deliciliğiyle bozabilecek ve dışarıda bekleyen şutörlere net paslar çıkarabilecek oyuncu tipi, şuanda Anadolu Efes’in önceliği. Jackson ve Theodore transferleri gerçekleşmedi belki ancak alınacak oyuncu da bu tiplemeden farklı olmayacaktır.

Görüldüğü üzere, geçtiğimiz sezon yapılan birçok yanlış iyi tespit edilmiş ve analizleri yapılmış durumda. Yapılan hamleler ve konuşulan isimler, olası sistem değişikliğinin habercisi. Artık skor ne olursa olsun savaşan ve pes etmeyen bir Efes izleyeceğiz gibi görünüyor. Düzen dışı hücum etmeyen, savunma sertliğini elden bırakmayan, karaktere sahip bir takım gelecekte bizleri bekliyor. Oyuncu profili açısından çok büyük isimler transfer edilmedi belki ama önemli karakterler kadroya eklendi. Zaten Efes’in en büyük problemi kimliksizlikti ve artık bu sorun aşılacak. Her oyuncunun görevi belli olacak ve takımın ne oynayacağı artık netlik kazanacak. İstikrarsızlık ortadan kaldırılmaya çalışılıyor ki en önemli değişiklik bu olacak. Her maç, belli bir seviyede oynayabilen oyuncular tercih ediliyor ve geçtiğimiz sezon olduğu gibi; bir hafta çok iyi, bir hafta çok kötü bir takım izleme olasılığımız azalıyor. Umarım, Türk basketbolunun büyük markası Anadolu Efes için önümüzdeki sezon beklentiler doğrultusunda iyi geçer.

Bora Burç Bilban

Bora Burç Bilban

Eski basketbolcu, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, Gazeteci ve müstakbel bir koç... boraburcbilban@gmail.com
Paylaş:

4 comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Ante Zizic
Ante Zizic Göz Doldurdu

ESKİ DAÇKA'LI NBA YAZ LİGİ'NE ÇABUK ISINDI Boston Celtics, Las Vegas’ta oynanan NBA Yaz Ligi’nin ikinci maçında Portland Trail Blazers’ı...

Kapat