Barcelona Lassa

Yeni Sisteme Ayak Uyduramayanlar: Barcelona Lassa

Katalan ekibi, bu sezonun belki de en büyük hayal kırıklığı oldu. Sezon başında yıllardır takımı zirveye oynatan, bu kulübün çocuğu Xavi Pascual ile yollarını ayıran Barcelona, onun yerine Lokomotif Kuban’ı Final Four’a taşımış, Olympiakos’un başında Euroleague şampiyonluğu kazanmış Bartzokas’ı getirmeyi tercih etti. Kulübün son yıllardaki düşüşünü durdurmak ve yeniden zirveye oynayabilmek adına kadronun yeniden yapılandırılması gerekiyordu. Ancak Euroleague’de tarihinin en kötü sezonlarından birini geride bıraktı Katalanlar. Peki Barcelona’nın sezon öncesi koç tercihi ve transfer politikası doğru muydu?

Öncelikle koç tercihinde çok büyük hata yaptı Barça. Bartzokas, kendisini ispat etmiş, çok formda bir koç olsa da; bu takımın genlerine uyan bir isim değildi. Avrupa basketbolunda bir ekoldür Barcelona ve bu ekolün oluşumunda; oyun alışkanlıkları ve sistem tercihi en önemli etmenlerdir. Yıllar boyunca tempolu hücum basketbolu oynayan, pozisyon sayısını yukarılara çeken ve kaliteli kadrosuyla sonuca gitmeyi başaran bir takım olarak tanıdık Barça’yı. Peki koç Bartzokas’ın bu oyun alışkanlıklarıyla uyumlu olabileceği fikri, hangi hatalı mantalitenin sonucudur? Yunan koç, halihazırda Euroleague’de pozisyon sayısını en aşağılara çekmeye çalışan, savunmasıyla takımı var etmeye uğraşan ve tamamen sistemin içerisinde verim verebilecek oyuncularla kadro oluşturmayı deneyen üç koçtan bir tanesi. (Obradovic, Trinchieri ve Bartzokas.) Bu üç koç dışında pozisyon sayısını bu derecede düşürmeye çalışan başka bir koç yok. Barcelona ekolüne taban tabana zıt bir oyun anlayışına sahip Bartzokas ile çıkılan bu yolda başarısızlığın gelmesi işten bile değildi. Aslında işin bundan çok daha büyük bir boyutu daha var. Yunan basketbol ekolüyle; İspanyol basketbol ekolü birbirlerinden çok farklı ve açıkçası; birbirlerine karşı antidote (panzehir) işlevi görürler. İspanyol basketbolunda; yüksek tempo, pozisyon miktarının çokluğu ve birden fazla skor opsiyonu yaratabilecek oyunculara serbestlik verilmesi şarttır. Ancak Yunan basketbolunda; sete set oyun, tempoyu düşürme ve sert savunma olmazsa olmazlardır. Bu iki ekolün çarpışması da bir o kadar sert olur. Gününde olan ve kendi basketbol doğrularını parkeye daha net yansıtmayı başaran takım kazanır. Kısacası; burada daha iyi ya da daha güçlü bir ekol yoktur. Yalnızca hedefe farklı yollardan ulaşmasını keşfetmiş ve başarmış iki farklı kültür vardır. Rakip olduklarında dahi, birbirlerine bu kadar sıkıntı yaşatabiliyorken; üzerine düşünülmemiş, saçma bir birlikteliğin karşılığında oluşacak sentezin ne kadar başarılı bir sonucu olabilirdi? Barcelona ve Bartzokas, adeta birbirlerini paralize ettiler ve geriye de; ne idiği belirsiz bir oyun çıktı. İşte Bartzokas’ın Barcelona’ya uymamasının temel sebepleri bunlardı. Bu tip köklü ve belli oyun alışkanlıklarına sahip, tarihte önemli yer edinen takımlarda; yalnızca başarıya bakılmaz. Aynı zamanda, o başarının ne şekilde ve hangi yollarla elde edildiğine de bakılır. Yani kulübün köklerine sadık kalmadan, camianın beklentisinin dışında bir sistemle maçı hatta sezonu galip tamamlasanız dahi taraftarı ve camiayı mutlu edemezsiniz. 1995 yılında Zeljko Obradovic yönetiminde Real Madrid Euroleague şampiyonluğu yaşamıştı ancak kulüp ve taraftarlar memnun değildi. Zira, Real Madrid; rakibi bozan savunma basketbolu oynayamazdı. Bu vaziyet onların genlerinde yoktu. Maçları ve şampiyonlukları, hücum ederek ve daha fazla sayı atarak kazanmalıydılar. Obradovic ile yollar ayrılmıştı o sezon ve yalnızca başarının, onların gözünde bir kriter olmadığını bu olay gözler önüne sermişti. Bu sentezin doğuracağı bir başarının da kıymetinin bilinmeyeceği ortadayken koç tercihinde yapılan bu büyük hata, Barcelona’nın koca bir senesinin çöpe gitmesine neden oldu.

Transfer politikası ise tam bir fiyaskoydu. Bu transferler, ne koçun oyun anlayışına uygundu ne de Barcelona’nın alışılagelmiş oyun karakterine. Tyrese Rice, yetenekleri ve parkede yapabilirlikleriyle gerçekten önemli bir oyun kurucu ancak pozisyon sayısı azaldığında ve savunma ön plana çıktığında; pekte takımınızda barındırmak isteyeceğiniz bir isim değil. Ayrıca Rice topla oynamaya aşık bir oyuncu. Neredeyse her hücumda 20 saniye top elinde ve bu durum, parkedeki diğer oyuncuların maça ısınamaması ve oyuna küsmesi olarak takıma geri döndü. Her ne kadar kalitesi ve kapasitesi tartışılır bir takım olsa da Barcelona; her daim skor yapabilecek oyuncuları kadrosunda bulundurmayı başarmış bir takımdır. Örneğin; Koponen ve Claver gibi çok önemli iki hücum silahı, genelde iki çember arasında mekik dokudu. Top ellerine değmeden döndükleri hücumlar sonrası, zaten zayıf olan savunma istekleri daha da düştü. Bu tip skor hacmi yüksek oyuncuları, oyun içerisinde mutlu etmeniz gerekir. Onlara çizilen setler ve hazırlanan şutlar, takımın huzurunun bozulmaması adına da oldukça kıymetlidir. Rice bu dağılımı yapamadı ve kendisinin kötü oynadığı hiçbir maçı kazanamadı Barça. Kısacası, koskoca Barcelona’yı kendi yeteneklerine ve günlük performansına mahkum etti. Takımın kısa rotasyonunu genişletmek adına takıma dahil ettiği bir başka isim de Koponen oldu. Geçen yıl Khimki’de birlikteydi bu ikili ve herhangi bir başarı elde edememişlerdi. Katalan ekibi, tutmamış bu birlikteliği aynı şekilde kendi takımlarına taşımayı tercih etti. Sezon içerisinde çok fazla sakatlık yaşadı Koponen ve bu nedenle kendisini olumsuz yönde eleştirmek çok doğru olmayacaktır. Ancak bu ikilinin bir takımı belli bir seviyeye getiremeyeceği gerçeği örneğiyle birlikte önlerinde dururken; nasıl böyle bir transfer yanılgısına düşüldü? Sezon ilerledikçe kısa rotasyonuna başka eklemeler de yapıldı. Renfroe, Munford ve Peno. Renfroe’nin ne kadar disiplinsiz bir oyuncu olduğu tartışılmaz. Ayrıca şutu da fazlasıyla istikrarsız. Munford ve Pena ise yorumlanamayacak kadar genç isimler. Barcelona gibi bir markanın yükünü kaldıramayacakları açıkça ortada ve bundan ötürü; hata yapmaya oldukça açıklar. Zaten sezon sonuna doğru kadrodan kesildiler. Uzun rotasyonunda da yine büyük bir plansızlık hakimdi. Kariyerinin son birkaç sezonunda oynadığı takımlara zarardan başka bir şey getirmemiş Dorsey; çok yüksek buyout ve maaş ödenerek kadroya katılan ve bu ücretlerin altında ezilen Claver ve sezon ortasında yaşanan eksiklikler dolasıyla kadroya katılmış, fazla kilolarından muzdarip Faverani. Fazla söze gerek yok. Ne oyun kurucunun etrafında oluşturulmuş bir takım var ortada ne de koç Bartzokas’ın isteklerine yönelik. Koçun istediği savunma sertliğini gösterecek ve birer görev adamı olmayı kabullenebilecek oyuncuları sürekli veto eden ve daha yetenekli, hücum gücü daha yüksek seviyelerde olan oyuncuları kadroya katmak isteyen yönetim; yönetimin istediği hızlı oyunu parkeye getirecek, kontrolü zor oyuncuları veto eden Bartzokas ve sonucu; arada kalmış, kimliksiz bir takım.

Sezon boyunca etkili hücum edebilmenin yollarını aradı Barcelona ancak hiçbir zaman rakip takımı atarak yenebilecekleri imajını veremediler. Rice’nin yapabilirlikleri dışında başka bir hücum silahı olmayan büyük bir marka, ne kadar acı! Saf hücum oyuncularına savunma yaptırmaya çalıştı Bartzokas ve bunda zaman zaman başarılı oldu ancak işin hücum kısmını tamamıyla unutmuştu. Rice, Koponen gibi özel hücum oyuncuları, savunmada bu denli direnç gösterdiğinde, hücumdaki özelliklerini gösteremeyebilirler ve gösteremediler de. Bunun yanında sakatlık sorunlarıyla boğuşan kaptan Navarro, Doellman, Tomic ve Oleson’dan neredeyse hiç katkı alınamaması, takımın tecrübe kanadında eksik kalmasına sebep oldu. Ayrıca bu oyuncular, Barcelona’nın genlerini ve beklentilerini çok iyi biliyorlar. Ancak Euroleague’nin yeni sisteminde oyun içi dinamitlerin değişmesi, bu oyuncuların barınmasını zorlaştıracak. Son 2 yılda görüldüğü üzere; Navarro devri artık kapandı. Çok büyük bir skorer ve lider ancak ilerleyen yaşı ve bu yorucu takvime ayak uydurabilecek fizyolojik avantajlardan yoksun olduğundan; artık onun yaptığı büyük işleri bir daha görebileceğimizi düşünmüyorum. Ek olarak, değişen sistemde artık ilk adımı çabuk ya da oyunu çok süratli oynayabilen kısalar değer kazandığından; bu tarz eski tip kısaların değeri de ters orantılı bir şekilde azalıyor. Örneğin; Oleson da yeni sezonda Barça kadrosunda olmayacak. Kariyeri boyunca bir ceza şutörü olmaktan ileri gidemeyen tecrübeli oyuncu, isolation hücumunda birebir kaldığı hiçbir savunmayıcı alt edecek özelliklere sahip değil. Bunun yanında, transition hücumunda iki çember arasını süratli kat ettikten sonra yüksek yüzdeli şut kullanabilmesi zor görünüyor. Uzun rotasyonunda da Doellman gibi şutuna her zaman güvenebileceğiniz bir oyuncu var. Ancak koşmayı sevmeyen, set hücumunda doğru şut bulunduğunda isabet oranı artan bir isim. Savunma defolarıyla birlikte tecrübeli oyuncu bu sezon oldukça zorlandı ve gelecek sezonlarda eski verimli günlerinde olmayabilir. (Euroleague kalitesinin altında her takımda iş yapma kapasitesi hala var.) Vezenkov, hala çok genç ve şutu dışında hücumda başka bir silahı yok. Özellikle oyun görüşünü geliştirmesi gerekiyor ki bu da yalnızca oyunu çok iyi bilen, önemli bir koçla birlikte gelişebilecek bir durum. 5 numarada Lawal ise sezon boyunca sakattı ve forma şansı bulamadı. Yeni sistemde Barça’ya en fazla katkı verebilecek oyunculardan bir tanesiydi. Ante Tomic ise her daim Avrupa’nın en elit uzunlarından birisi olmuştur. Çember altında yakaladığı yüksek yüzde, post up hücumlarında yaratıcılık ve müthiş saha görüşü sonucu iyi bir pasör oluşu onun en kıymetli özellikleri. Onu özel kılan tüm bu yapabilirlikleri, yeni sisteme ayak uydurmasına yeterli olmadı. Öncelikle, artık uzun oyuncuların kısa karşısında kalabilmesi ve en azından onu şuta zorlaması çok önemli. Ek olarak, çok iyi bir çember koruyucusu olmak şart ve bunun için doğal bir atlet olmak gerekli. Transition ve fast break hücumları fazlasıyla arttığından; çabuk ayaklı uzunlar her zamankinden daha özel bir hale geldi ve bir uzunun bu seviyelerde barınabilmek adına, yukarıda saydığım özelliklerden mümkün olduğunca çoğuna sahip olması gerekli. Ante Tomic, yukarıda saydığım hiçbir özelliğe sahip değil. Yıllardır tartışılan ikili oyun savunma zaafının yanına eklenen çember savunamama sorunsalı, kısa karşısında kalamadığından takımının switch savunmaya dönememesi ve Hırvat oyuncu oyundayken, ondan verim alabilmek adına oyunun temposunun iyice düşürülmesi. Tüm bu eksiler, onun artık en elit uzunlardan birisi olamayacağını kanıtlıyor. Sezon içerisinde çokça sakatlandı elbette ve bu kadar sert eleştirmenin yanlış olduğunu düşünebilirsiniz ama bu sıkça yaşanan sakatlıkların sebebi neydi? Hepsi yeni sisteme adapte olabilmek adına oyuncuların kendilerini zorlamasıyla oluştu ve en azından bu yeni sisteme kolay adapte olamayacak oyuncuların, kendi oyun stillerine en uygun takımı tercih etmeleri, hem kendileri hem takımları adına bundan sonra yapılacak en doğru hamle olarak görünüyor.

Bora Burç Bilban

Bora Burç Bilban

Eski basketbolcu, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, Gazeteci ve müstakbel bir koç…
boraburcbilban@gmail.com

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Bir Zamanlar Kardeştiler

BİR ZAMANLAR KARDEŞTİLER : VLADE VE DRAZEN  Sevgili okuyucular bu yazımda Drazen Petrovic-Vlade Divac ikilisinin arkadaşlığı üzerinden, ABD Milli Takımı'na...

Kapat