‘Şampiyon’ Yine Şampiyon!

Bir tarafta Euroleague şampiyonu olmuş, 2017’de ligde maç kaybetmemiş ve oyun ezberiyle rakiplerini maça inandırmadan işi bitiren Fenerbahçe, diğer tarafta bu sezonun en önemli işlerinden birine imza atarak ligi 2. sırada bitirmiş ve bunu çok düşük bir bütçeyle başarmış, tam bir düzen takımı olan Ufuk Sarıca’nın Beşiktaş’ı. 4-0 Fenerbahçe’nin üstünlüğü ve şampiyonluğuyla biten seri kısa olsa da hikayesi de bir o kadar uzundu. Bundan ötürü seriyi maç maç değerlendirmek en doğrusu olacaktır. Bu tarz serileri deplasman takımının neler yaptığı ve yapabileceği üzerinden değerlendirme taraftarıyım. Bu bakımdan ilk 2 maçı Beşiktaş ağırlıklı değerlendirip, son 2 maçı Fenerbahçe üzerinden değerlendireceğim.

Fenerbahçe-Beşiktaş Sompo Japan 1. Maç:

Bu maç serinin gidişatını belirleyecek en kritik maçlardan biriydi. Zira Beşiktaş’ın gerekli direnci göstermesi ve kolay lokma olmadığını kanıtlaması gerekiyordu. Yani bu maç bir mesaj maçıydı. Çok sert savunmayla başladı Beşiktaş. Fenerbahçe’ye fazla top kaybı yaptırmak, ribauntlarda üstünlük ve sürekli skorda yakın kalmak, serinin anahtarlarıydı ve Ufuk Sarıca maç öncesinden planlarını yapmıştı. Stimac’ın pick&roll hücumlarını kullanmaya çalıştı. Sürekli switch savunma yapan Fenerbahçe’ye karşı yanlış eşleşmeleri buldu ve oradan çok ekmek yedi. Aynı zamanda rakibin en büyük zaaflarından birisi fazla hücum ribauntu vermesiydi ki Stimac bu konuda ustalaşmış bir isim. Boyalı alanda istediklerini yapsalar da Thompson ve Kenan’dan beklenen dış isabetler gelmeyince iç-dış dengesi yakalanamadı ve bazen hücumda tıkanıldı. Roll ve Clark’ın sorumluluk alarak kullandığı toplar olmasa; skor çok daha erken kopabilirdi. Bunun yanında savunmada işler genel olarak iyiydi. Tam saha pres ile sürekli rakibi şaşırttı konuk ekip ve Dixon-Sloukas gibi top kaybına müsait oyuncuları hataya zorladı. Fenerbahçe hücum yapısı gereği oyunu oyun kurucularından kurmamaya alışkın bir takım ancak hücum düzenlerinin işleyebilmesi adına bu oyun kurucuların topu rahat getirebilmesi ve takımı yarı sahada sete oturtması fazlasıyla kıymetli. Ufuk Sarıca’nın bu baskısı Fener kısalarını top kaybına zorladı. Halihazırda 1 haftadır maç yapmayan Fenerbahçe bu durumla başa çıkamadı. Düzen dışı şutlarla ve transition hücumlarla rakibini zorlamaya çalıştı. Datome’den neredeyse hiç katkı alamayan Fener’in skor opsiyonları azaldı ancak Obradovic’in takımının yeni bir şey denemesine gerek yoktu. Bu seride güçlü olan taraf olduklarının farkındalardı ve önlem alması gereken takımın rakip taraf olduğunu çok iyi biliyorlardı. Kısa sürelerde yakaladığı momentumlarla aradaki farkı açmayı başaran ev sahibi zor da olsa maçı kazanmayı bildi. Aslında maçın özeti; Ufuk Sarıca’nın Obradovic’in takımını bozmayı denemesiydi. Her iki takım da yalnızca kendi oyunlarını oynarsa Fenerbahçe’nin kalitesiyle kazanacağını Ufuk hoca gayet iyi biliyordu ve bundan ötürü rakibin oyun alışkanlıklarını bozmak üzerine kurmuştu planlarını. Obradovic ise ekstra planlar yapmadan, takımının kalitesine ve 2 senedir süregelen alışkanlıklarına güvenmişti. Beşiktaş’ı şaşırtmak yerine, iyi yaptığı işleri tekrar parkeye yansıtmasının yeterli olabileceğini düşündü ki öylede oldu.

Fenerbahçe-Beşiktaş Sompo Japan 2. Maç:

Servis kırmak ve evine avantajlı dönebilmek adına başka bir şansı olmayabilirdi Beşiktaş’ın ve bunun bilincinde oyuna başladılar. Fenerbahçe bu sezon %40’ın üzeri üç sayılık isabet oranı yakaladığı maçlarda çok az yenildi. Bu maçta da Ufuk Sarıca’nın bozmak istediği şey; Fenerbahçe’nin bu yüzdesi olacaktı. Bu yüzden bu maçta klasik 2-1-2 alan savunmasını fazla kullanmadı Ufuk hoca ve genellikle adam adama savunmayı tercih etti. Stimac ve Clark’ın kısa karşısında kalamaması da switch savunma yapmasını engelleyen etmenlerdendi. Udoh’un ve Kalinic’in sırtı dönük oyunlardan bulduğu asistleri de kesebilmek için yardım savunması oldukça kıymetliydi ve fena iş çıkarmadılar. Fenerbahçe’yi yenebilmek için bench katkısı oldukça önemlidir. Ne kadar ekstra katkı alırsanız bu Avrupa devini yenmeye o kadar yaklaşırsınız. Günlük performanslar burada en kıymetlisi. Seri boyunca Erkan’ın ekstra sayıları ve müthiş mücadelesi Beşiktaş’ı oyun içinde bir hayli rahatlattı. Obradovic ise son dönemlerde katkı veremeyen Datome’yi kesip yerine Nunnally’i tercih etmişti bu maç. Kendisine pozisyon hazırlandığında yüksek yüzdeyle dış şut bulabilen Nunnally üzerinden sayılar buldu ev sahibi ve bu da onların ekstra skor katkısı almasını sağladı. Fenerbahçe ilk maça oranla bu maç daha rahat sonuca gitti ve rakibinin seriye inanmasına izin vermedi.

Fenerbahçe-Beşiktaş Sompo Japan 3. Maç:

Taraftarlarının desteğiyle Beşiktaş maça sert girmek istedi ancak Fenerbahçe buna izin vermedi. Bu sezon defalarca çok sert atmosferlerden başarıyla çıkmayı başarmıştı Fenerbahçe ve salonu nasıl soğutması gerektiğini gayet iyi biliyordu. Hücumu son saniyesine kadar kullandılar ve taraftarın tam anlamıyla maçın içerisine girmesine izin vermediler. Bogdan maçın en kritik anlarında sorumluluk almaktan çekinmedi. Özellikle maçın son saniyelerinde takımı 3 sayı gerideyken arka arkaya kullandığı 2 şut sonucu maçı uzatmaya taşıması, onun bu sezon nasıl bir oyuncuya evrildiğinin en büyük göstergesi. Bu arada bu kullandığı şutların ilkini kaçırmasına rağmen; ikincisini yine büyük bir özgüvenle kullanması alkışlanmaya değer. Burda Obradovic’in olağanüstü seti de fazlasıyla kıymetli ancak ısrarla o seti oynatan Bogdanovic’in de hakkını teslim etmek lazım. Kaçan şut sonrası Kalinic’e ısrarla ‘aynısı, aynısı’ diyerek aynı set üzeri boş şutunu tekrar buldu ve bu sefer isabeti yakaladı. Obradovic, bir röportajında oyun kurucularına saha içinde hangi seti oynayacakları konusunda özgürlük verdiğinden bahsetmişti. Bu serbestliğin doğru kullanıldığında, karakterli oyuncuların elinde nasıl bir realiteye dönüştüğünü gördük. Uzatmalarda ise Fenerbahçe tecrübesi ile ağır bastı ve seriye3-0’a taşıyarak şampiyonluk yolunda önemli bir adım atmış oldu.

Bu maçta istenmeyen olaylar da yaşandı. Birkaç kendini bilmez şuursuzun yaptığı çirkin tezahüratlar ve istenmeyen hareketleri sonucu maç içerisinde 4 anons yapıldı. 3. anons sonrası hakemler soyunma odasına gitti ve maç 20 dakika durdu. 4. anons sonrası ise salon boşaltıldı ve maçın uzatma bölümü seyircisiz oynandı. Bu vandalların yapmış oldukları kendi takımlarına olumsuz yansıdı ve Beşiktaş kazanabileceği bir maçı kaybetti. Bu tarz olayların nasıl önüne geçilebileceği gibi sonu ve cevabı senelerdir gelmeyen sorular sormak yerine, en azından rakibe saygı duyma noktasında neler yapılabileceği sorgulanmalı. Taraftarların basketbol bilgisinin gün geçtikçe artması, bu tip sıkıntıları en aza indirgeyecektir.

Fenerbahçe-Beşiktaş Sompo Japan 4. Maç:

Öncelikle konuşulması gereken; seyircisiz oynanan maçların psikolojik atmosferidir. Oyuncu konsantrasyonuna etkisi, kaliteyi saptırdığı gerçeği ve hakemlerin hata marjını yukarılara çekmesiyle bu maçlar oldukça tehlikeli olmakla birlikte bir o kadar da tatsızdır. Özellikle oyuncular, seyircisiz bir maçta oynamak hatta bulunmak istemezler. Çünkü parkede kendilerini ifade edemediklerini düşünürler. Oyuncu, rakip seyirci önünde oynarken, dışarıya karşı oluşturacağı reaksiyondan yoksun; kendi seyircisi önünde oynarken de, kendi içerisinde oluşturacağı motivasyondan yoksun kalır. Kısacası istediği ve kendisinden beklenen tepkiyi ortaya koyamaz. İşte finalin son maçı tam da böyle bir ortamda oynandı. Taraftar kisvesi altında salona gelmiş birkaç vandalın yarattığı olaylar, hem salona gidecek taraftarların hakkını hem de parkede bulunan oyuncuların heyecanını çaldı. Televizyon başındaki bizlerin de bu finali doyasıya yaşamasını engelledi. Yine de parkedeki oyuncular neden burada bulunduklarını kanıtlamak istercesine hırslı bir mücadele içerisine girişti.
Maç çok yumuşak başladı. Takımlar neredeyse hiçbir hücumdan boş dönmedi ve seyircisiz atmosferin yarattığı konsantrasyon sorunları baş gösterdi. Fenerbahçe maç boyunca çok top kaybı yaptı. Bu da yetmezmiş gibi maç sonunda üçlük yüzdesi 20’de kalmıştı. Ancak tüm bu olumsuzlukları yok sayan; iki sayılık ve serbest atış yüzdeleriydi. Özellikle Vesely 10/12 serbest atış buldu. Herhangi bir oyun kurucu bu yüzdeyi yakalasa rahatlıkla kabul edersiniz. Zaten maçı 26 sayıyla tamamladı Vesely ve Fenerbahçe’deki kariyer rekorunu yakaladı. Beşiktaş kanadındaysa Strawberry ve Kenan’ın etkili oyunları Beşiktaş’ı yine kazanma noktasına getirmişti ki; işler son 2 dakikada değişti. 14 sayı gerideydi Fenerbahçe ve maçın bitimine 2 dakika kalmıştı. Tam 40 saniyede farkı 4’e kadar çekmeyi başardılar. Burda Weems’in sorumsuz ve açıklanamaz hareketi de Fener’e yardımcı oldu. Gerçekten çok önemli bir atlet ve iyi bir şutör ancak karakter olarak Ufuk Sarıca’nın kurduğu bu takıma uygunluğu tartışılır. Aslında ben onu Efes’den Tyler Honeycutt’a benzetiyorum. İkisi de çok atlet, savunmaya direnç kazandırabilen ve hücumda spektaküler hareketler izlettirebilen oyuncular. Weems’in şutu daha güvenilir ancak karakterleri ve genel oyun yapıları birbirlerine fazlasıyla yakın. Parkede aynı umursamaz tavır, benzer sorumsuz hareketler ve oyunu hissedememe… Bu tarz oyuncular Fenerbahçe’de oynayamaz ve aynı şekilde bu sezon Beşiktaş’ın yarattığı oluşumda da bulunamaz. Bu karakterlerle olmaz. Tekrardan bu geri dönüşün sebeplerine dönersek; 2015-2016 sezonunda Euroleague finalinde CSKA’ya 20’den dönen takıma karşı oyunun hiçbir anında rahatlamamak gerekir ve başta Weems olmak üzere tüm oyuncular maçı kazandık havasına girmişti. Evet, imkansıza yakın, çok önemli bir geri dönüş ancak tedbiri elden bırakmamak gerekirdi. Ufuk Sarıca’nın bu dönüşteki tek hatası yanlış oyuncularla parkede kalmaktı. Sonuç olarak; Fenerbahçe 2 dakikada 14 sayıdan döndü ve maçı uzatmaya götürdü. Son dönemlerin popüler tanımıyla: ‘Fenerbahçe bir şey denedi ve bunu da yapabileceğini herkese gösterdi.’ Haliyle böyle bir durumdan sonra ivmeyi kazanan taraf her zaman avantajlı konuma geçer ve öyle de oldu. Fenerbahçe uzatmalarda konsantrasyonu korudu ve şampiyon oldu.

Fenerbahçe 2017 yılında ligde maç kaybetmedi ve bu ligde üst üste 30. , genelde 22. Galibiyet. 9’da 9 play-off performansı ve bu performansın en büyük hedef olan Euroleague şampiyonluğunun ardından gelmesi… Başka ne söylenebilir? Sonuna kadar hak edilmiş bir şampiyonluk. Obradovic’in taktik dehası, takım üzerindeki hakimiyeti ve oyuncuların arkadaşlık ortamı, parkeye koydukları karakter, gerçekten saygı duyulması gereken bir oluşumu ortaya çıkarıyor. 1996 Efes kadrosu çok özeldi ancak bu grup belki daha da özel. Uzun yıllarca hatırlanacak bir yıl geçirdi Fenerbahçe. Sonraki yazılarımda Fenerbahçe’nin bu tarihi sezonunun panoramasını paylaşacağım.

Beşiktaş açısındansa üzülecek hiçbir şey yok. Beklentilerin çok üstüne çıktılar ve büyük iş başardılar. Final serisinde kimsenin beklemediği bir mücadele gücü ortaya koydular. Maç kazanamadılar belki ama her maçı kazanabilecekleri noktaya getirdiler. Herhalde bu durum, 1 maç kazanıp diğer maçlarda büyük farkla kaybetmekten daha önemlidir diye düşünüyorum. Bu kurulu düzenin üzerine yapılacak eklemeler ve düzenlemelerle önümüzdeki sezonlarda daha iddialı bir konuma geleceklerdir. Beşiktaş’ın bu sezonki başarısının sırlarını da sonraki yazılarımda derinlemesine irdeleyeceğim.

Bora Burç Bilban

Bora Burç Bilban

Eski basketbolcu, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, Gazeteci ve müstakbel bir koç... boraburcbilban@gmail.com
Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Ekpe Udoh Futbol Etkinliği
Ekpe Udoh Futbol Etkinliği Düzenledi

FENERBAHÇE'NİN YENİ KALECİSİ EKPE UDOH Basketbolda şampiyonluklarla dolu harika bir sezon geçiren Fenerbahçe'nin yıldız oyuncusu Ekpe Udoh taraftarlarla futbol etkinliği...

Kapat