Oyuncu Profili: Janis Timma

Janis Timma, geçtiğimiz 2 sezon boyunca ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu ve potansiyelinin tümünü sergileyebildiğinde de oyununu ne kadar yüksek seviyelere çıkarabileceğini gösterdi (Unutmadan; Memphis tarafından 2013 yılında 60. Sıradan draft edilmişti). Bu performansı ona Euroleague’nin kapısını açtı ve oyuncu, Baskonia ile anlaştı. Asıl pozisyonu 4 numara olan Letonyalı oyuncunun aynı zamanda 3 numarada da oynayabildiğini ekleyeyim. Çoğu Euroleague takımının radarına takılmamış ya da geçmişte büyük potansiyeli olduğu ancak düşünülen oyuncuya evrilemeyeceği fikriyle unutulmuş Letonyalı oyuncu, bu yıl gösterebileceği muhtemel yüksek performansıyla birçok takımı buna pişman edebilir. Şimdi, oyuncunun fundamental özelliklerine ve oyuncu karakterine yakından bakalım.

Timma’ya bakıldığında; ilk olarak dikkati çeken şey, müthiş fiziği oluyor. Yoğun bir kas kitlesinden oluşan Timma’nın bu gücünü verimli kullandığını söylemek ise oldukça zor. Zira ribauntlara fazla katkı vermemesi ve yeteri kadar yırtıcı olmaması, onun oyununun en büyük eksiklerinden. Ancak perdelerde oyun kurucuların omuzlarına fazlasıyla hasar verebiliyor ve onları yıpratabiliyor. Bu yıpranmışlığın sonucundaysa rakip oyun kurucuların karar verme mekanizması iyi çalışmıyor. Sonuç olarak; sahip olduğu fiziksel kuvveti çok verimli kullanabildiği söylenemez.

Timma’nın hücumunun çeşitliliği, onun oyununun en güçlü yanı. Zenit ve Riga formaları altında geçirdiği sezonlarda çift haneli skor ortalaması tutturmayı başardı Letonyalı oyuncu. ’Oynadığı takımlar zayıf ve takımın yıldız oyuncusu olduğundan, çok top kullanıyordur.’ tarzında düşünüyorsanız; maç başına yalnızca 8 top kullanarak bu çift haneli skorları ürettiğini bilmeniz gerekiyor. ‘Az top, fazla verim’ felsefesine tam olarak uygun bir oyuncu ve bu nedenle Euroleague’ye uyum süreci sancılı olmayacaktır. Öncelikle, Janis Timma çok iyi bir şutör. %40 civarı üç sayı isabeti oranıyla oynuyor ve bu kullandığı şutların çoğunu kendisi yaratıyor. Bu boyda ve fizikte bir oyuncunun da kendi şutunu yarattığına pek şahit olmayız ancak Timma bu konuda özel bir isim. Görüldüğü üzere; dışarıdan önemli bir şut tehdidi var Timma’nın ancak onu asıl değerli kılan iki sayılık yüzdeleri. %63 ile iki sayılık atışlarını kullanan oyuncunun bu ortalaması, gerçekten inanılmaz. Bu noktada onun ne kadar özel bir atlet olduğundan bahsetmek gerek. Son VTB Ligi All-Star smaç yarışmasında da smaç şampiyonu olan Timma’nın olağanüstü bir zıplama kabiliyeti var ve bu özelliğini müthiş zamanlamasıyla da birleştiriyor. Çembere yakın olduğu anlarda pozisyonu rahatlıkla bitirebiliyor. Bunun yanında top sürme becerisi de şaşılacak derecede iyi. Topu yere vurabiliyor ve çembere hücum edebiliyor. Fiziğine göre hızlı ve çevik bir oyuncu. Penetreleri oldukça kuvvetli. Fazlaca fast break sayısı bulabiliyor. Çünkü; tüm sahayı çok çabuk koşabiliyor. Ek olarak, orta mesafe şutlarında da bir hayli istikrarlı olduğunu söyleyeyim. Üç sayılık atıştan ya da içeri penetre etmekten daha zordur orta mesafe şutları. Basketbolun son yıllarında daha önemli olmuş bir şut tercihidir ve nice iyi şutörler, bu konuda sıkıntı yaşamışlardır ancak Timma’nın bu konuda Avrupa çapında olduğu bir gerçek. Yine de duygusal bir şutör olduğunu belirteyim. Yani, maç içerisinde ilk 1-2 şutunu kaçırdıktan sonra, morali düşebiliyor ve kötü bir maç geçirme olasılığı artabiliyor. Hücum alanında yaşadığı en önemli sıkıntı; oyun görüşünün gelişmemiş olması. Pas opsiyonlarını zamanında göremeyebiliyor. Bu da hücumun tıkanmasına ve takımının el üstü bir şuta kalmasına sebebiyet verebiliyor. Bunca olumlu özelliği bünyesinde taşıdıktan sonra, oyun görüşü gibi, iyi koçların oyuncularına öğretebileceği bir konu, çok büyük bir önem arz etmiyor. Gelecek sezon Baskonia’da forma giyecek oyuncunun koçluğunu Pablo Prigioni yapacak. Gelecek sezon Arjantinli efsanenin ilk koçluk sezonu olacak ama kariyeri boyunca oyun aklıyla gittiği her takımda yer edinmiş olduğundan; bu konuda Timma’ya çok yardımı dokunacaktır. Prigioni’nin oyunculuk dönemlerini gözünüzün önüne getirin. Güçsüz, çelimsiz, çok süratli olmayan ve şutu da fazlasıyla istikrarsız bir oyun kurucu göreceksiniz ancak olağanüstü bir pasör olduğunu da hatırlamışsınızdır. Oyuna koyduğu akıl, tempoyu ayarlaması, sıcak oyuncuyu bulabilme kabiliyeti ve soğukkanlılığı, onu gittiği her takımda fazlasıyla kıymetli bir hale getirmiştir. Timma ise bu saydığım fiziksel kabiliyetlerin tam tersine sahip. Gençlik yıllarından bu güne çok önemli fiziğe sahip bir oyuncuydu ve oyun aklındaki eksikliğini; hızı, kuvveti ve şutuyla telafi ediyordu. Bu ikilinin sentezinden; Timma çok önemli bir oyuncu olarak yükselebilir ve Prigioni de koçluğunun ilk dönemlerinde önemli tecrübeler edinebilir.

Gelelim işin savunma tarafına. Timma, savunmada dirençsiz bir oyuncu. Ribaunt katkısı çok az ve yeteri kadar yırtıcı değil. Buna rağmen, fiziğinin getirisiyle boyalı alanda yer kaplıyor ve takım arkadaşlarına ribaunt olanağı sağlayabiliyor. Biraz daha istekli olsa, her maç en az 7-8 ribaunt alabilecek kapasiteye sahip. Ayrıca, yırtıcılık seviyesi de bir o kadar aşağılarda. Post up savunmakta hiçbir zorluk çekmese de; aceleci davranıp top çalmaya çalışabiliyor ki bu da çoğunlukla faul ile sonuçlanıyor. Hazır lafı açılmışken; Timma, her maç faul problemine girebilen bir oyuncu ve bu faullerin çoğu fazlasıyla gereksiz. Bazen gücünü kontrol edemiyor bazen de duygularını. Genellikle, acelecilikten ve sabırsızlıktan kaynaklanan bu faul sayılarını düşürmek gerekiyor. Savunma yapmaktan sıkılmasının önüne geçmek ve yaptığı iyi savunma sonrası hücumu bir ödül gibi görmesini sağlamak ta artık Baskonia teknik kadrosunun işi. Gelelim savunmadaki diğer yapabilirliklerine. Uzun kolları ve çabuk ayakları sayesinde kısa oyuncu karşısında kolay geçilmiyor ve rakibini el üstü bir şuta zorluyor ki bu da Timma’nın blok özelliğini konuşturmasını sağlayabiliyor. Bazen, bu uzun kollarının etkisiyle enteresan toplar da çalabiliyor. Bu noktadaki tezatlık dikkatinizi çekmiştir. Uzun oyuncunun arkasında top çalmaya çalışırken faul yapması ancak kısa oyuncu savunurken daha rahat top çalabilmesi. Bunun nedeni Timma’nın kısa oyuncudan top çalması durumda hızlı hücumda kolay bir sayı bulabileceğinin farkında olması. Uzun oyuncuları daha rahat savunabilmesine rağmen (bırakırsanız sabaha kadar boğuşabilir); bu savunma sonucunda hemen neticeye gidilmeyeceği hissiyatı, onu dikkatsizleştiriyor. Oyuncunun psikolojisi, bu konuda biraz farklı ancak parkedeki her şeyin farkında olduğunu da bu gözlemimden çıkarabilirsiniz.

Sonuç olarak; artılarıyla ve eksileriyle Janis Timma Avrupa’da çok nadir görülen oyuncu tiplerinden. Farklı takımların farklı oyun düzenlerine kolaylıkla adapte olabilecek bir karakter. Oyunu o kadar çeşitli ki; Brose’de yani pozisyon sayısını olabildiğince aşağılara çekmeye çalışan bir takımda da başarılı olabilir, Real Madrid gibi çılgınca koş koş oynayan, isolation ve transition üzeri hücumlar bulan bir takımda da başarılı olabilir. Spekteküler hareketleri, istikrarlı şut performansı ve soğukkanlı duruşuyla da her daim fark yaratan bir 4 numara. Müthiş bir atlet ve çok kuvvetli bir isim. Baskonia’da başarılı olur mu bilinmez ancak herkesin dikkatle izlemesi ve takip etmesi gereken bir oyuncu olduğu kesin.

Bora Burç Bilban

Bora Burç Bilban

Eski basketbolcu, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu, Gazeteci ve müstakbel bir koç... boraburcbilban@gmail.com
Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Ömer Yalçınkaya Galatasaray Odeabank
Ömer Yalçınkaya: “Micov kendi gitmek istedi”

Galatasaray Basketbol şubesi Genel Menajeri Ömer Yalçınkaya, Radyospor'a bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu. Yalçınkaya transfer çalışmaları hakkında bilgi verdi. "Bizim sessizliğimiz...

Kapat