Bir Zamanlar Kardeştiler

BİR ZAMANLAR KARDEŞTİLER :

VLADE VE DRAZEN 

Sevgili okuyucular bu yazımda Drazen Petrovic-Vlade Divac ikilisinin arkadaşlığı üzerinden, ABD Milli Takımı’na Olimpiyatlar’a ve Dünya Şampiyonaları’na NBA süperstarlarıyla çıkma kararı aldıran efsanevi Yugoslavya jenerasyonuna,Balkanlar’ın hala kanayan bir yarası olan Yugoslav iç savaşına ve tüm basketbolseverlerin gözünde bitmeyen bir peri masalı olarak kalan Avrupa Basketbolu’nun efsanesi Drazen Petrovic’in kariyerine değineceğiz.Bu yazıyı yarım kalan bu peri masalına saygı yazısı olarak da görebilirsiniz.Hazırsanız başlıyoruz.

Vlade Divac 3 Şubat 1968 yılında o zaman Yugoslavya sınırları içinde bulunan Prijepolje şehrinde dünyaya gelmiştir. Kariyeri boyunca bir guard gibi top sürebilme ve pas verebilme yetenekleriyle farklı bir pivot profili çizmiştir. Basketbol yaşantısına Yugoslavya’da Partizan takımında başlamıştır. Daha sonra NBA’de Los Angeles Lakers takımı tarafından draft edilmiştir. Burada ilerleyen yıllarda iyi bir performans sergilemiştir. Daha sonra Kobe Bryant karşılığında Hornets’e takas edilmiştir. Kings’e geldikten sonra iyi performans gösteren Divac, burada yıldızlaşarak All Star olmuştur. 2004 yılında Sacramento’nun girdiği yapılanma süreciyle birlikte ilk takımı Lakers’a geri dönen Divac, kariyerinin son sezonunu kenar oyuncusu olarak geçirmiştir. 2005 yılında emekli olmuştur.

NBA’de 13.000 sayı, 9000 ribaund, 3000 asist ve 1500 blok barajını geçen 3 oyuncudan biri olmuştur.

Sacramento Kings tarafından 21 numaralı forması emekli edilmiştir.

Dražen Petrović (22 Ekim 1964 – 7 Haziran 1993),Yugoslavya,Sibenik doğumlu Hırvat basketbolcu. NBA‘de başarılı olarak bu lige Avrupalı oyuncuların kapısını açan ve birçok otoriteye göre Avrupa’nın gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu.Bir efsane.

1988 yılında Vlade Divac,Toni Kukoc ve Žarko Paspalj Olimpiyatlarda onunla birlikte milli takımı temsil edeceğini öğrendiğinde hepsi çok heyecanlanmıştı.Drazen ile Divac oda arkadaşı olmuşlar ve kardeşlik havası takımı da etkilemişti.Bir dipnot olarak eklemek isterim Zeljko Obradovic de bu milli takımın bir parçasıydı.Ülkelerini gururlandırmışlardı ancak Sovyetler inanılmaz tecrübeliydi ve maalesef Drazen ve arkadaşları bu turnuvada gümüş madalyaya razı oldular.

1989 yılında yani bir yıl sonra dünkü çocukların büyüdüğünü gösterme zamanı gelmişti Yugoslavya milli takımı için.Avrupa Şampiyonası evlerinde Zagreb’te düzenleniyordu.Başlarında ise Avrupa basketbolunun kurt hocalarından(o zaman genç tabi)Dusan İvkovic var.Yugoslavların altın çocukları oyunu her yönüyle domine edip o turnuvadan şampiyon ayrıldılar.Çünkü onlar aile olabilmenin farkına varmışlardı ve birbirlerini çok iyi anlamışlardı.Başarının özünde tamamıyla bu vardı.Avrupa’nın en büyüğü olduklarını göstermişlerdi.Sırada Dünya’da en büyük olmak vardı.

Ancak onlar başarının keyfini çıkarırken Dünya’da çok garip olaylar oluyordu.Berlin Duvarı yıkılmıştı.Doğu Bloku çökmüştü.Yugoslavya’yı birbirine bağlayan bağlar da yıpranmaya başlamıştı.Ama bu basketbolcuları çok da etkilememişti.Onların daha yapacak işleri vardı.

Drazen 1986 yılında Portland Trail Blazers tarafından draft edilmiş ancak doğru zamanı beklemiş ve Vlade Divac ile aynı sene NBA’e gitmeye karar vermişti.Onlar Yugoslavya’nın kasabalarından çıkıp NBA’e oynamaya giden iki gençti.Vlade Divac ise Lakers tarafından 26.sıradan seçildi.Jerry West’i bu seçiminden dolayı kutlamak gerek.Ancak bu iki gencin hayatlarının ne kadar değişeceğinden haberleri yoktu.

Vlade ilk senelerinde Lakers’ın “showtime” havasına girmiş ve gayet mutluydu.Magic Johnson ile aynı takımda oynamak güzel bir şey olsa gerek.Drazen ise yerinden memnun değildi.Şehri beğenmemişti,istediği süreleri bulamıyordu.Üstelik rotasyonda ondan başka guard oynayan 4 oyuncu daha vardı.Bu oyuncular da Clyde Drexler,Danny Ainge gibi efsaneler olunca süre bulamaması doğaldı.Ama bu onu kesinlikle yıldırmamıştı.Aksine onu daha çok çalışmaya itmişti.Drazen Petrovic olsanız bile emeğinizin karşılığını alamadığınız bir zaman geliyor.1990 finallerinde ise çaresiz bir biçimde Portland’ın Detroit Pistons’a elenişini kenardan seyretmek durumundaydı.Artık eve dönüş vaktiydi ancak Yugoslavya’da siyasi iklim kesinlikle kaynayan bir kazan gibiydi.Siyasi liderler birbirini hedef gösterir haldeydi.Çatırdama başlamıştı.Yoldaş Tito’ya verilen sözler tutulmamıştı.Doğal olarak bu gergin hava Milli Takım’a da yansımıştı.Oyuncular endişeliydi.Ancak birleşik Yugoslavya’yı temsil etmek için bir şanslarının olduğunun da farkındalardı.

1990 Dünya Şampiyonası,Arjantin.Yugoslav milli takımı ABD’nin kolej oyuncularıyla oynadığı son takım ile karşı karşıya.Kolej oyuncuları dediysek de yıldızların olmadığı anlamına gelmiyor kesinlikle.Kenny Anderson’lu Alonzo Mourning’li bir kadrodan bahsediyoruz.Hatta Kenny Anderson sonradan verdiği bir röportajında onları çok hafife aldıklarını bile söylemişti.Ancak hiç bekledikleri gibi olmadı ve Yugoslavlar ABD milli takımını tam anlamıyla dağıttı.Onları 8 sayı farkla 99-91 mağlup ettiler.Finalde ise Sovyetler ile eşleşmişlerdi.Bu onlar için 1988 Olimpiyatları finalinin de rövanşı demekti.Nitekim rövanşı da aldılar.Sovyetleri siyasi anlamda dağılmadan önce Yugoslavlar dağıttı.92-75’lik skorla hem ülkenin birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu zamanda Yugoslav bayrağını göndere çekmiş hem de tüm Dünya’ya Yugoslav Milli Marşı’nı dinletmişlerdi.Ancak final maçı sonrasında hiç beklenmeyen bir şey oldu.Hırvatlar harekete geçmeye başlamıştı.

Hırvatlar artık milli kimliklerinden gurur duyduklarını açıkça her yerde belirtmeye başlamışlardı.Yugoslavlar final maçını kazanmayı doyasıya kutlarken Hırvat bayrağıyla sahaya giren bir taraftarı gören Vlade Divac bu taraftara tepki göstermiştir.Hırvat taraftar karşılık verince Vlade Divac bayrağı alıp yere fırlatmıştır.Oyuncular bunun üstünde çok durmamışlardır fakat Hırvat medyası konuyu abarttıkça abartmıştır.Bu olaydan sonra Vlade için her şey normaldi.Ancak Drazen için aynı şey söylenemez.

Drazen New Jersey Nets’e takas olmuş ve imkan verildiği zaman neler yapabileceğini Dünya’ya göstermeye başlamıştı.Vlade Divac aralarında bir soğukluk olduğunu hissetmiştir ama o bayrak olayından kaynaklı bir soğukluk olacağını aklına dahi getirmemiştir.Drazen ile Vlade’nin kader ortaklığı,kardeşliği bir savaş yüzünden bitiyordu.Vlade Divac’ın da dediği gibi:”Bir kardeşliği kurmak yıllar alıyor,yok etmek ise bir saniye.”

Balkanlar ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra görülen en büyük kitlesel şiddet hareketlerine sahne oluyordu.Komşular etnik kimlikleri ve dinleri yüzünden birbirini öldürüyordu ve her millet kendini savunmak adına mecburen savaşıyordu.Basketbolun çok da bir önemi kalmamıştı.Siyasilerin nefreti körüklemek adına kullandıkları dil ve propagandalar ise bir kardeşliği kurtarabilme hayallerini suya düşürmüştü Vlade Divac’ın.

1992 Olimpiyatları savaş devam etmesine rağmen Barcelona’da yapılıyordu.Yugoslavya Dünya’ya hükmediyordu ancak takım paramparça olmuştu.Hırvatistan’ın Olimpiyatlara katılmasına izin verilmişti.Ancak Yugoslavya’ya Uluslararası yaptırımlar gerekçesiyle turnuvadan ihraç cezası verilmişti.Drazen liderliğindeki Hırvatlar yarı finalde Sovyet Rusya’yı yenerek,turnuvaya toplanma sebebi belki de Yugoslavlar olan Rüya Takım ile finalde karşılaşmaya hak kazanmışlardı.Rüya takım tabi ki Hırvatlar’ı finalde ezip geçmişti.Ancak insan şunu da sormadan edemiyor : Ya bu adamlar Yugoslavya çatısı altında Rüya Takım ile oynasalardı?? Bu turnuva Drazen’in kendini tüm Dünya’ya tam anlamıyla duyurabildiği turnuvadır.Devam eden süreçte Drazen Petrovic New Jersey’de harikalar yaratmaya devam ediyordu.Dünyanın en iyisi Michael Jordan’ın savunmasında 40 sayı atmak her babayiğidin harcı değil sonuçta.O artık olmak istediği şeyi olmuştu.Bir NBA yıldızı.22 sayı ortalama yapıp Nets’i playofflara taşımıştı.1993 Avrupa Şampiyonası elemeleri için Portland’a uçtu.O olmadan da çıkabilirlerdi ancak o kaptanları olarak başlarında bulunmak istedi.Takım elemelerden sonra yurda dönmek için uçağa bindi.Uçak Zagreb’e inmeden önce Frankfurt’ta aktarma yaptı.Bütün takım uçakla yola devam etmişti ancak Drazen son anda karar değiştirip kız arkadaşıyla buluşmaya karar verdi.

Takım Zagreb’e devam ederken Drazen kız arkadaşıyla birlikte arabayla devam ediyordu.Arabada üç kişilerdi.Kız arkadaşının bir arkadaşı da vardı arabada.İlk 200 kilometrede Drazen uyanıktı.Benzincide verdikleri moladan sonra Drazen uyumaya başladı.Kız arkadaşı arabayı kullanmaya devam ediyordu.Hava koşulları çok kötüydü.Yağmurlu ve fırtınalı bir gündü.Devam etmekte oldukları yol ise yokuş bir yoldu.Yokuştan aşağı indiklerinde önlerindeki kamyonun aslında o kadar da uzak olmadığını fark eden şoför frene basmıştı.Ama çok geçti.Arabayı durduramamış ve kamyona çarpmışlardı.Drazen’in emniyet kemeri takılı değildi ve orada can vermişti.Drazen’in cenazesine Zagreb’te tam 100 bin kişi gelmişti.Ancak bir zamanlar can dostu olan Vlade Divac savaş ortamı yüzünden cenazesine bile gidememişti.Düşünsenize kısa bir zaman önce Yugoslavya çatısı altında şampiyonluk şarkıları söylediğiniz adamın cenazesine gidemiyorsunuz.Savaş gerçekten çok acı bir şey arkadaşlar.Ancak ölümden başkasının yalan olduğu da başka bir acı gerçek.

NBA’de zirvede olduğu takım olan New Jersey Nets onun 3 numaralı formasını emekliye ayırarak salonun tavanına astı. Dražen Petrović’in adı 1993’te Zagreb’te adını duyurduğu salon olan Cibona Salonu’na verildi.

Drazen her şeyiyle çok özel bir oyuncuydu.Çalışma azmi,yeteneği,pes etmeme duygusu ve daha bir çok şey.İnsan keşke bu kadar erken gitmeseydi demeden edemiyor.Ruhu şad olsun.Eğer bir yerlerde basketbol oynanırken hala senin adın söyleniyorsa sen zaten ölmemişsin demektir Drazen.

Yazıyı okuduktan sonra daha ayrıntılı bilgi sahibi olabilmek adına hepinize isminden ve içeriğinden esinlendiğim Bir Zamanlar Kardeştiler isimli belgeseli izlemenizi öneririm.

 

Mehmet Berk Alınca

Mehmet Berk Alınca

Namıdiğer M.B.A .19 yaşındayım Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2.sınıf öğrencisiyim.Basketbolla küçük yaşlardan itibaren ilgiliyim.Sanırım çok da resmi olmaya gerek yok yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum :))
Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Muhammed Baygün Galatasaray'da
Muhammed Baygül Galatasaray’da

GALATASARAY TRANSFER ÇALIŞMALARINA BAŞLADI Yeni sezon öncesi kadrosunun yarısından fazlasıyla yollarını ayıran Erman Kunter yönetimindeki Galatasaray Odeabank transfer çalışmalarına başladı....

Kapat