T-Mac

Bir Neslin Mucizesi “T-MAC”

Karşınızda Tracy Lamar McGrady. Efsane lakabıyla T-Mac… 24 Mayıs 1979 yılında adeta mucizeler yaratmak için gönderilmiş bir mucize-hüzün ortaklığıdır T-Mac. Özellikle 80’li yılların sonunda ve doksanların başında doğan neslin şahitlik ettiği, “basketbolu sevdiren” ifadesini sık sık kullandıran yetenekli basketbol efsanesi.

Onun efsaneliğini Larry Bird’le, Magic Johnson’la, Micheal Jordan’la ve daha nicesiyle bir tutmak mümkün değil. Biz onu Allen Iverson’la, Grant Hill’le daha yakın dönemden Brandon Roy’la bir tutabiliyoruz. Sebepleri ise; sakatlıklar ve şampiyonluğa erişememek… Kariyerine Toronto Raptors’ta başlayan T-Mac, kuzeni olan Vince Carter’la aynı takımda oynamışlardır ve burada Vince Carter’ın gölgesinde kalmak istemedi (James Harden’in Oklahoma’dan ayrılması gibi.) ve Orlando Magic’e katıldı. 2000 yılındaki smaç yarışmasında da Carter ve Francis’in ardından üçüncü olmuştur. Orlando’da birinci adam oldu ve ilk sezonunda 26.8 ve üçüncü sezonunda ise 32.1 sayı istatistikleri tutturarak ne kadar muazzam bir skorer olduğunu kanıtlamıştır. 10 Mart 2004’te Orlando formasıyla Washington Wizards’a 62 sayı, 10 ribaund ve 5 asistlik harika bir performans gösterdi. Daha sonra Steve Francis takasıyla Houston Rockets’in yolunu tutmuştur. Houston Rockets taraftarı olarak Orlando’daki son yılı ve Houston’daki kariyeriyle NBA’i daha çok takip etmeye başlamış bulunmaktaydım ve hala Houston taraftarı olmamdaki ve basketbola bu kadar bağlanmamdaki yegane faktör T-Mac’tir. Aynı kuşaktan olduğumuz çoğu basketbolsever insanlar da o dönemde Kobe- T-Mac ikilisiyle basketbolu sevmiştir. Atletizm, fundamental ve clutch ve skorerlik… Hepsini barındıran ender yeteneklerden birisiydi.

Ve geldik Tracy McGrady’nin taraflı tarafsız herkes tarafından gıptayla izlenen, gelmiş geçmiş en iyi performanslardan (Duygusal olarak en iyi seçiyorum.) birisine. 9 Aralık 2004. Yer, Toyota Center. Son 47 saniyeye 74-68 önde girer San Antonio Spurs. O zaman da kadrosu iyidir. 35 saniye kala T-Mac, üçlük atar ve taktik faul yapılır. ikide iki atılır ve 78-71 olur. Bu sefer yine T-Mac Duncan’ın üzerinden faulü alarak üçlüğü sokar muazzam bir şekilde ve serbest atışı da sayıya dönüştürür , skor 78-75 olur. Tekrar taktik faul olur ve Duncan beklenmedik şekilde ikide iki atar ve skor 80-75 olur. Ki o gün taktik faullerde hiç kaçırmayan bir Spurs vardır sahada. Oraları oynamayı çok iyi bilen bir Popovich takımı. Ama o gün sanki Boston- Chicago 86 finallerindeki maçta 63 sayı atan Majesteleri için L.Bird’in söylediği cümle olan “Tanrı bugün sahadaydı.” ifadesi, son bir dakika için Toyota Center için de geçerliydi adeta. Mola alınır. son 10 saniyeye girilirken T-Mac bu sefer de çok iyi bir savunmacı olan B.Bowen’in üzerinden bir üçlük yollar ve skor 80-78 olur. O gün salonu erken terk eden taraftarlar için belki de basketbol tarihinin en büyük pişmanlıklarından birisi olacaktır bu kısacık zaman. Basketbol, o gün ne kadar sihirli bir güç olduğunu T-Mac’in ellerinde bir kez daha bütün dünyaya haykırmıştır. Son hücumda Devin Brown’ın sıkıştırmada ayağı kaydı düştü ve topu kaybetti. Spurs’un belki de maçtaki tek hatası buydu. Çalınan top McGrady’e verilir, zira bu mucizeyi bir sona bağlamak için son hamle budur. T-Mac rakip sahaya geçer ve üçlüğü yollar. Top havadayken maçı kaybettik diye erken giden taraftarlar tekrarında keşke girmeseymiş diyebilirlerdi, en büyük pişmanlıklarını bir nebze azaltmak için. Üçlük girer ve Houston 80-81 kazanır. O zaman ve daha sonrasında yüzlerce kez izledim ve her izlediğimde tüylerim diken diken olmuştur. Bu konuda da benim gibi hiç azımsanmayacak bir kitle vardır.

Bu büyük efsane kronik sırt ağrıları ve sakatlıklardan dolayı mucizeler devamlı sekteye uğramıştır. Her defasında geri dönmüştür fakat yine tekrar etmiş ve onun için eziyet haline gelmiştir. Bu yüzden Grant Hill ve Brandon Roy’la bir tuttum. Sakatlıkları olmasa ve birazcık daha profesyonel olabilse o dönemde Kobe’ye rakip olabilecek tek basketbolcuydu. Harika bir atletizm ( 110cm’ye kadar zıplayabilen bir atlet), muazzam bir skorerlik, oyun görüşü ve iyi diyebileceğimiz şutörlük. Belki istatistik anlamında ve başarı anlamında harikulade sonuçlar bırakmadı arkasında ama başta da belirttiğim gibi bir nesli basketbola sevdalı yaptı. Bize verdiğin armağan için kısık gözlerindeki umarsız bakışlara ve selam olsun Efsane Adam!

 

 

Ömer Ali Yıldız

Ömer Ali Yıldız

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, Donuk bir basketbol hakemliği tecrübesi sahibi. Okumayı ,yazmayı seven bir adam.

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Tyler Honeycutt ve DeShaun Thomas
Anadolu Efes’te 2 oyuncuyla yollar ayrıldı

EFESTE ÇİFTE AYRILIK Anadolu Efes, ABD'li forvetleri Tyler Honeycutt ve DeShaun Thomas için kulübün resmi twitter hesabından bir teşekkür mesajı...

Kapat