blank
Turkish Airlines Euroleague

Euroleague’de 25. Haftayı Sizler İçin Değerlendirdik

84görüntüleme

Sevgili Basketbol Günlüğü okuyucuları Türk Hava Yolları Euroleague’de normal sezonun son 10 haftasına girdiğimiz 25. Hafta değerlendirmesiyle karşınızdayız. Şimdi haftanın maçlarından öne çıkanlara geçelim.

Haftanın ilk maçı play-off için çok fazla ümidi kalmayan, ligin alt sıralarında yer alan 2 takımın maçıyla sahne aldı. Beklenenin aksine seyir zevki yüksek olan Rusya’daki karşılaşmada Alba Berlin geriden gelerek Zenit’i 2 sayı farkla geçmeyi başardı. Gecenin diğer maçında Olimpiakos Pire’deki maçta Fransız temsilcisi LDLC Asvel’i rahat bir oyunla 77-68 mağlup etmeyi başararak evindeki galibiyet serisini 4 maça çıkardı ve play-off potasına biraz daha yaklaştı. Ligin ikinci yarısındaki büyük düşüşü devam eden Asvel ise 8. Haftaki Kızıl Yıldız maçından sonra deplasmanda çıktığı 8 maçtan da mağlup ayrılmış oldu. Ayrıca son 9 haftada 8. Mağlubiyetini almış oldu. Temsilcimiz Fenerbahçe Beko ise, muhteşem seyircisinin önünde Real Madrid karşısında hezimete uğradı. Maçı 29 sayılık gurur kırıcı bir farkla kaybederek play-off yolunda çok büyük bir yara aldı. Skorun ötesinde takım kimliğinden uzak, rollerin tam olarak belli olmadığı bir maçı daha geride bırakmış oldu. Randolph, Lull, Taylor gibi önemli eksikleri olmasına rağmen, ezeli rakibini deplasmanda hezimete uğratan Real Madrid ise hem Anadolu Efes’i takibini sürdürdü hem de rakiplerine korku salacak bir galibiyet elde etmiş oldu. Haftanın play-off potası açısından belki de en kritik maçında Khimki, Milano deplasmanında çok kritik bir galibiyet elde etti. Böylelikle hem ikili averajı Milan’a kaptırmadı hem de 11. Galibiyetini alarak olası rakipleriyle galibiyet sayısını eşitledi. Messina’nın öğrencileri ise son 7 maçtaki 6. Mağlubiyetlerini alarak play-off yolunda çok büyük bir yara aldı. Bir şeyleri düzetmedikleri taktirde bu oyunla play-off’lar onlar için çok uzak görünüyor. Perşembe gecesinin son maçında ise izleyicide her maç farklı bir izlenim bırakan Baskonia, evinde Zalgiris Kaunas’a 74-60 kaybederek play-off şansını mucizelere bıraktı. Saras’ın öğrencileri ise son haftalardaki iyi maçlarına ve deplasman galibiyetlerine bir yenisini eklediler. Son 10 haftadaki 7, son 5 haftadaki 4. Galibiyetlerini ikinci yarıdaki iyi oyunlarıyla almayı başardılar. Play-off’u sonuna kadar kovalayacaklarını rakiplerine gösterdiler.

Cuma gecesi oynanan ilk maçta; CSKA Moskova oyun kurucuları Mike James ve Daniel Hackett’ın skorer oyunlarıyla Sırbistan deplasmanında Kızıl Yıldız’a karşı galip gelmeyi başardı. Sezonu ilk 4’te tamamlamak adına kritik bir deplasmandan kayıpsız ayrılmış oldu. Çift maç haftasında aldıkları 2 mağlubiyetten sonra kazanarak puan sıralamasındaki yerini korumayı başardı. Kızıl Yıldız ise kötü gidişatına kendi evindeki maçta da dur diyemedi. Son 5 haftadaki 4. Mağlubiyetini alarak play-off yolunda Fenerbahçe ve Milan’ın kaybettiği haftada eline geçen fırsatı değerlendiremedi. Sonraki 2 haftada deplasmanda Baskonia ve Fenerbahçe ile oynayacaklarını düşünürsek bu maçların önemi daha da arttı. Haftanın maçında ise kazanan ikinci yarıdaki geri dönüşü sonucunda 92-81’lik skorla Barcelona oldu. Barcelona bu sezon belki de ilk kez yapılan transferlerin hepsinden katkı aldı. İlk iki sıra için Anadolu Efes ve Real Madrid’i takibini sürdürdü. Kaybeden tarafta ise Yunanistan temsilcisi Panathinaikos iyi başladığı maçı farklı kaybederek play-off için kendisini rahatlatacak galibiyeti bu hafta da alamadı. 6/28’lik üç sayılık atış isabet oranı belki de maçın onlar adına mağlubiyeti getiren en kritik istatistik oldu. Haftanın erken maçında Madrid deplasmanı 4 haftalık zorlu fikstürlerinin ilk ayağı olacak. Play-off’u geçen hafta garantileyen lider Anadolu Efes ise Larkin’in yokluğunda Bayern Münih deplasmanında rahat bir galibiyet aldı. Anadolu Efes bu galibiyetle hem deplasman galibiyet serisini 11’e çıkararak bu alanda CSKA Moskova’nın serisini yakaladı hem de art arda 10. Galibiyetini alarak kulüp rekorunu kırmış oldu. Bayern Münih ise kötü performansını sürdürdü art arda 4. Mağlubiyetini alarak ligin dibine demir attı. Haftanın son maçında ise baştan sona çekişmeli geçen maçta kazanan Valencia deplasmanında Maccabi Tel Aviv oldu. İsrail ekibi son periyoduna geride girdiği maçı 82-85 kazanmayı başararak son haftalardaki iyi oyununu ve galibiyet serisini sürdürdü. Fenerbahçe ve Milan’ın kaybettiği haftada kazanarak 7. Sırayı sağlama almak isteyen Valencia ise iyi oynasa da bu avantajını kullanamadı ve 12 galibiyette kaldı.

25. Haftada ilk beş sıradaki takımlar biraz sıyrılırken, play-off hattı kızıştı. Olimpiakos ve Zalgiris kazanarak play-off’u sonuna kadar kovalayacaklarını gösterdiler.

Maçlarla ilgili kısa notlardan sonra bireysel performanslara göz atalım;

Haftanın MVP’si: Birkaç yıldır eski günlerini arayan Maccabi Tel Aviv yaptığı yatırımların sonucunu bu sene alabilir. Sezon başından beri yaşadıkları aksiliklerin üstesinden gelmeyi başardılar. Bu başarıda en büyük pay sahiplerinden biri kuşkusuz son haftalardaki iyi oyununu bu haftaki kritik galibiyette de sürdüren Tyler Dorsey, sadece 23 dakika süre aldığı maçı 19 sayı, 2 ribaund, 5 asist, 1 blok ile tamamladı ve tüm bunları hiç top kaybı yapmadan başardı.

Haftanın ilk 5’i: Martin Hermannsson, takımı Alba Berlin play-off potasından çok uzakta da olsa Zenit deplasmanındaki geri dönüşün mimarıydı. 9/14 gibi mükemmel bir hücum performansıyla oynadı ve maçı 24 sayı, 4 ribaund ve 7 asist ile tamamladı.

Daniel Hackett, yaptıkları sadece istatistiklerle ölçülemeyecek bir oyuncu. Geçen sene özellikle final-four’da ortaya koyduğu karakter ve tecrübe şampiyonluğun anahtarı olmuştu. Sayı atmadan ne kadar faydalı olunabilir onu izlerken anlayabiliyorsunuz. Bu hafta James’e yardımcı bir hücum performansı göstererek gerektiğinde sayı da bulabileceğini gösterdi. 25 dakika da 19 sayı, 3 ribaud, 1 asist ve kritik 2 top çalmalık performans sergiledi.

Tyler Dorsey, takımının bu kadar eksiği varken bu performansı hedeflerden uzaklaşmamak için çok kritikti.

Nikola Mirotic, haftanın 5’inede en fazla yer alan oyuncumuz. O’nun o kadar güzel şeyler söyledik ki kendisi bizi her hafta biraz daha haklı çıkarıyor. Bu hafta da Barcelona OAKA’da kazanmışsa bunun baş mimarı kendisi idi. 20 sayı, 9 ribaund ve 1 top çalma ile 23 PIR üretti.

Jonas Jerebko, bu sezon NBA’den Euroleague’e gelen 4 numaralardan (Mirotic, Caspi, Quincy Acy, Monroe) olumlu olarak beklentilerin üstüne en çok çıkan oyuncu oldu diyebiliriz. Golden State’le yaşadığı NBA şampiyonluğunda da görünmeyen bir çok katkıyı yapmıştı. Bu sene de Khimki play-off yapacaksa onun bu şekilde oynaması çok önemli. Milano deplasmanındaki kritik maçta yüzdeli şut atarak 16 sayı, 12 ribaund, 1 asist ile double-double yapmayı başardı.

En iyi kaybeden performans: Will Thomas, geçen sezon Valencia ile Eurocup’ı kazanıp final MVP’si olunca onu bu sene onu Euroleague’de izleyeceğimizi tahmin ediyorduk. Valencia ile olmasa da Zenit ile çok iyi bir sezon geçiriyor, en büyük şansızlığı ise Zenit’in durumu diyebiliriz. Bu hafta Alba Berlin’e kaybetmeseler muhtemelen haftanın MVP’si olacaktı. Her ne olursa olsun bu haftaki 19 sayı, 4 ribaund, 4 asist, 1 top çalma, 1 blok’luk performası saygıyı hakkediyor, bir de 34 yaşında olduğunu düşününce.

En iyi genç oyuncu performansı: Bu hafta genç oyunculara verilen şansların, biraz sakatlıklardan dolayı zorunlu olarak olsa da, artması gelecek için ümit vericiydi. Bu hafta iki çok kritik genç performans izledik birincisi bir çok eksikle İstanbul’a gelen Real Madrid’te şans bulan Usman Garuba (ki Kalinic’e yaptığı blok haftanın hareketi olabilir), maçı 3 sayı, 4 ribaund, 2 asist, 3 top çalma ve 2 blok ile tamamladı. Haftanın genç performansı seçtiğimiz ikinci performans ise Olimpiakos’tan 22 yaşındaki Alexander Nikolaidis oldu. Milutinov sakatlandıktan sonra rüzgarın tersten esmesi beklenirken genç oyuncu oyunun kaderini belirleyen bir performans sergiledi, maçı 17 dakikada 6 sayı, 5 ribaund, 4 top çalma ile tamamladı ve 13 PIR ile kariyer rekorunu kırdı.

Haftanın sürprizi: Bu hafta çok büyük bir sürprizle sonuçlanan maç olmadı aslında. Ama diğer maçlara nazaran Khimki Moskova’nın Milano deplasmanında aldığı galibiyet daha beklenmeyendi diyebiliriz. Milano Fenerbahçe’nin kaybettiği haftayı değerlendiremezken Khimki kendisini play-off yolunda avantajlı duruma getirecek bir galibiyet aldı. Başta Jerebko ve Shved’in iyi oyunuyla, Timma dışındaki oyuncuların da beklenen katkıyı vermesiyle zorlu deplasmandan çıkmayı başardılar.

Haftanın hayal kırıklığı: Son 5 yıldır ülkemizi final-four’da temsil eden gururumuz Fenerbahçe Beko, bu sezon bir türlü beklenen performansı sergileyemiyor. Geçen haftaki Maccabi maçında alınan mağlubiyet play-off yolunda ağır bir yara olmuşken, bu hafta kendi evinde Real Madrid’e karşı alınan 65-94’lük ağır yenilgi işleri daha da zorlaştırdı ve gurur kırıcı bir maç sonu oluşturdu. Umuyoruz ki Obradoviç ve öğrencileri gelecek haftadan sonra işleri yoluna koyar ve tekrar bizi gururlandıracak galibiyetler alırlar.

Hayal kırıklığı performans: Dünya kupasındaki iyi oyunundan sonra adı birçok Euroleague takımıyla anılan, sonunda Messina’nın takımını seçen Luis Scola için sezon başındaki en büyük soru işareti kuşkusuz 40 yaşında Euroleague’in bu temposunu tüm sezon boyunca kaldırıp kaldıramayacağıydı. Sezona çok iyi başladıktan sonra haftalar ilerledikçe yaşının verdiği ağırlık onu oyunun temposundan çok uzaklaştırmaya başladı. Bunu maç içerisinde de çok iyi görebiliyorsunuz. Khimki maçında 10. Haftadaki Anadolu Efes maçından sonraki en kötü performansını sergiledi. Maçı 2/9 isabet ve -1 PIR ile tamamladı.

Haftanın takımı: Saras ve öğrencileri bir kez daha taraftarlarına peri masalı yaşatabilecek mi? 9 maçlık kulüp tarihine geçecek bir mağlubiyet serisinden sonra son 10 maçta 7 galibiyet aldılar (3 mağlubiyet Real Madrid, Anadolu Efes, Panathinaikos – 3’ü de yakın skorlu). Bu süreçte ilk 8 yolundaki rakiplerini mağlup etmeyi başardılar. Bu hafta da Baskonia deplasmanından 60-74’lük skorla çıkmayı başardılar. Zalgiris Kaunas için play-off ışığı yanmaya devam ediyor.

Haftanın koçu: Türk basketbol severler tarafından belki de en sevilmeyen koçlardan olan Pablo Laso, bu hafta nefretimizi bir kez daha kazanmış olsa da, Avrupa basketbolunda Obradoviç’e karşı rüştünü ispatladığı maçı ve haftayı geride bıraktığımızı söyleyebiliriz. Çok önemli eksiklerine rağmen her oyuncunun ne yapacağını bilmesi, genç oyuncu Usman Garuba’yı oynatması öne çıkan hamleleriydi. Ama benim için en kritik hamlesi maçın ilk periyodunda hakemlerin Fenerbahçe lehine çaldıkları 2 sportmenlik dışı faulden sonra kasti aldığı teknik faulun oyunun gidişatını değiştirmesiydi. Çok sempatik bir kişiliği yok belki ama kirli de olsa kazanmayı başarması onu üst seviyelerde tutuyor.

Sezonun En’leri:

blank
blank

Bir cevap yazın